Basın her şeyi yazabilir mi?

T.C. Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) organize etmiş olduğu “Yabancı gazeteciler programı” kapsamında 6 günlüğüne Ankara’ya ziyarette bulunmuştum.


T.C. Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) organize etmiş olduğu “Yabancı gazeteciler programı” kapsamında 6 günlüğüne Ankara’ya ziyarette bulunmuştum.

Geçen sene Ankara ziyaretimle alakalı son yazdığım yazımda bizi altı gün barındıran otelden ayrılmak üzereydim. O geceyi sabaha bağlayan gece 15 Temmuz 2017 günüydü yani hain darbe girişiminin birinci yıl dönümüydü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) balkonunda gecenin – 02:00’sinde binlerce vatandaşımıza seslenmişti.

Biz otelden 11 civarında arkadaşlarımızla beraber otobüslere binerek ayrılmıştık. Meclise yaklaşırken yoğun güvenlik önlemleriyle karşılaşmıştık. Güzergâh tıka basa Ankaralılarla doluydu. Böyle bir günde milleti devletiyle; devleti de milletiyle bir arada olmak istiyor gibiydi. Gece’nin yorgunluğu vatandaşlarımızın ellerinde dalgalandırdıkları bayraklarla yoğruluyordu. Vatanda olmak, o gün orada olmak gurur veriyordu. Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nde görevli birçok arkadaşımız bizlere refakat ediyordu. 15 Temmuz’dan bir yıl sonra Ankara’da, hain saldırılarla gazileşen meclisimizin önünde, Cumhurbaşkanımız ve milletimizle beraber olmak beni gerçekten çok gururlandırmıştı. 15 Temmuz’da Türkiye’de olamama üzüntümü biraz da olsa bastırmıştı bu durum.

Uzunca bir üst araması sırasından sonra basın için özel olarak hazırlanan bir bölümde fotoğraf makinalarımızı hazırlamış, mitinge katılan vatandaşlarımızı fotoğraflıyorduk. Yanımda Avrupa’nın birçok ülkesinde gazetecilik yapan meslektaşlarım da vardı.

7’den 70’e cümlesinin karşılığı halindeydik. Her yaştan insanı orada birlik mesajı verirken görmek mümkündü. 15 Temmuz gazileri, şehit aileleri, akrabaları, bütün Ankara, bütün Türkiye tek bilek halindeydi. Dosta güven düşmana korku salıyorduk.

Emektar fotoğraf makinem ile (Canon 7D) mitinge katılan vatandaşlarımızı kareliyor, arada da sosyal medya hesabım üzerinden canlı yayın yapıyordum. Ön sıralara yani 15 Temmuz Şehitleri’nin ailelerine ayrılan bölüme yaklaştığımda, hoparlör’de 15 Temmuz şehitlerimizin isimleri anılıyordu. Aileler o sırada karşımdaydı. Yürekleri buruktu, çocuğunu, kocasını, karısını, ağabeyi’ni vatanı uğruna şehit vermiş ailelerdi onlar.

Gururluydular, vatanı için; bayrağı için dini için şehit olmuştular. Bu mertebe herkese nasip olmayacak.

Şehit ailelerini fotoğraflarken bir görüntü oracıkta ciğerimi kurutmuştu. Koca kalabalığın arasında tek başına kalmıştı. İlk aklıma gelen “Acaba basın her şeyi yazabilir mi” idi. Basit değil çünkü yüreği olanın mesleği yoktur. Ellerim titriyordu bu kareyi aldığımda.  Bir Türk olduğum için Allah’a şükrettim. Vatan’ım için şükrettim, böyle bir millet olduğumuz için şükrettim. Ne kadar şükretsem az kalır. Rabbim bu millete bir daha 15 Temmuz’u yaşatmasın.

Ankara ziyaretimle alakalı “yazacak çok şey var” biraz zamana ihtiyacım var demiştim. Vakit buldukça bu sözümü yerine getirmek istiyorum.  Bu yazımın ana konusunu oluşturan şehit eşi olduğunu düşündüğüm kişiden bahsetmek, böylelikle yazımızı konular üzerinden devam ettirebilmiş olmak istiyorum.

Elinde ki pankartta “MESUT YAĞAN” yazıyordu. Etrafa baktığında görmediğimiz birine bakıyor, uzaklara dalıyordu. Miting alanına koyulan büyük ekranlarda zaman zaman 15 Temmuz şehitlerimizin ismi geçiyor, mikrofonlardan isimleri söyleniyordu. Bir yanda gurur bir yanda özlem. Yüreğimizi oracıkta dağlamıştı. Ülkemiz ve milletimiz için Avrupa’da yaşayan Türkler olarak sorumluluklarımız artıyor. Vatanımızı burada hak ettiği şekilde temsil edecek güçte olan bir milletiz. Hükümetimizde, bu bağlamda birçok proje başlatarak Avrupalı Türklere destek veriyor. Ancak üzülerek söylemem gerekiyor ki, maalesef bu projeler hedefine ulaşamıyor. Bilhassa, projeler üzerinden para kazanmak isteyenlerden dolayı kalıcı anlamda üretilen projelerin sayısı oldukça az.

Ülkemizin içinde bulunduğu süreçi görmemiz gerekiyor. Zorlu bir süreçten geçiyoruz, 15 Temmuz’u tekrar milletimize yaşatmamaları için hak davamızda birlik oluşturmak ve bu birliği muhafaza etmemiz gerekiyor.
Buradan bir kez daha 15 Temmuz şehitlerimizi saygı, sevgi ve hasretle anıyorum.
Suat Bezeng
03-06-2018

Basın her şeyi yazabilir mi?

log in

Don't have an account?
sign up

reset password

Back to
log in

sign up

Captcha!
Back to
log in