Belçika

Türk partileri ve topluma etkileri üzerine basın toplantısı düzenledi

Fotoğraflar Kaynak: Bültenler

Gent şehrinde bir araya gelen dernek temsilcileri kurulan Türk partileri ve topluma etkileri üzerine basın toplantısı düzenledi.

Basın Toplantısı, Belçika’nın Gent şehrine bağlı Dendermondsesteenweg caddesinde bulunan “Theater Scala Gent” adlı işletmenin binasında gerçekleşti.Dernekler adına söz alan Thinkout eski başkanı Bekir Güneş şöyle konuştu :

Öncelikle bu önemli günde buraya gelerek bizleri yalnız bırakmayan siz sayın basın mensubu arkadaşlara teşekkür ederiz.

Bugün buraya önümüzdeki hafta yapılacak yerel seçimleri toplumumuz açısından değerlendirmek üzere toplanmış bulunmaktayız. Umarım attığımız bu adım toplumumuz adına hayırlara vesile olur. Bir önceki seçimden günümüze neler yaşandığını ana hatları ile ele alarak başlayalım. Geride bıraktığımız altı yılda bizleri direkt olarak etkileyen çok acı terör saldırıları ile karşı karşıya kaldık. Bu insanlık dışı saldırılar sonrasında oluşan ırkçı ve islamofobik hava bizleri yeterince germiş ,hayatın her alanında negatif yönde etkilemiştir. Özellikle biz Türkiye kökenli Belçikalılar haksız ve mesnetsiz şekilde ağır baskılara maruz kaldık. Bu ve benzeri nedenler ile sıkıntılarımızın çözümü doğrultusunda adım atamaz hatta konuşamaz hale geldik. Bu noktada siyasi ve sivil temsil bir kez daha büyük önem kazandı. Tabiki yaşadığımız sıkıntıların tek çözüm mercii siyaset ya da siyasiler değildir. Bunun bilincindeyiz. Tam da bunun için buradayız.

Bakın öncelikle bir şeyi şüpheye yer bırakmayacak şekilde hatta tartışmasız olarak kabul etmek zorundayız. Yaşadığımız ülkede, en alttan en üst seviyeye kadar içinden çıkan siyasetçilerin oturdukları koltuklar onlara ait değildir. Bu koltukları onlar kazanmamıştır. Bu makamlar bu milletin bu topraklara ilk adım attıkları günden bugüne tabiri caizse dişi ve tırnağı ile elde edilmiş kazanımlarıdır. Şimdi bizim için topluma ait bu makamları yine toplum adına geçici olarak oturanların adının ne olduğu önemli değildir. Her yeni seçimde toplumsal olarak ilk hedefimiz siyasi temsil gücümüz korumak, ikinci ve daha önemli hedefimiz ise daha etkili ve güçlü bir şekilde siyasi temsilcilerimizin sayısını artırmak olmalıdır. Bu bağlamda içinde yaşadığımız Gent şehrini ele  alacak olursak:

2 federal vekil
1 belediye başkan yardımcısı (encümen)
Toplamda 7 belediye meclis üyesine sahibiz.

Doğal olarak sadece birileri “ belediye meclis üyesi” ünvanını taşıyabilsin diye kazanımlarımızdan feragat edemeyiz, etmemeliyiz de. Gerçek dışı vaatlere, popülist söylemlere ve hayal satan bencil makam sevdalılarına tabiki kanmayacağız. Demokratik temsil gücümüzün farkında olacağız, toplum adına maksimum fayda için adım atacağız. Şimdi burada çok önemli şöyle bir soru ile karşı karşıya kalıyoruz : toplum adına maksimum fayda elde edebilmek için yeni kurulan partiler bizim için bir yol mudur ?

Önümüzde son Hollanda seçimlerinde %2 oy alarak üç sandalye kazanan DENK partisi örneği var. Bu örnekte çok açık ve net bir şekilde görüyoruz ki sadece mecliste olmak toplum adına hiçbir sorunun çözümüne katkı sağlamamaktadır. Ülkenin siyasi yapısı içerisinde toplumun 55 yılda edindiği yeri bir anda yok sayıp daha en başında siyasi denklem dışında kalmış, sadece kişisel ikbal gözetilerek kurulmuş particiklere bu milletin geleceğini heba ettiremeyiz. Fakat hali hazırda mevcut temsilcilerimizin de bazı noktalarda toplumun beklentilerine karşılık veremediğini görebiliyoruz. Burada bize düşen pire için yorgan yakmak değil, demokratik teamüller çerçevesinde gerekli müdahaleleri ve uyarıları yapmak, gerekirse mevcut siyasi denklemin dışına çıkmadan bir başkasını seçmektir. Toplumumuz adına temsil makamında bulunan herkes bulunduğu makamın hakkını toplumun beklentileri doğrultusunda vermekle mükelleftir. Ayrıca bizler birer Belçikalıyız. Bu ülkede çalışıyor ve bu ülkeye vergi veriyoruz. Tabiki özümüzü kaybetmeyeceğiz, değerlerimize kültürümüze sahip çıkacağız fakat bazıları öyle olmadıklarını iddia etseler de “Türk Partisi” gibi hala gurbetçi mantıkla ve sadece kulağa hoş gelen popülist söylemler ile vizyonsuz bir şekilde öne atılırsak hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğimiz gibi siyasi denklemin dışında sadece konuşmuş oluruz.

Toplumun tamamı üzerinde oluşturduğu ikinci sınıf insan psikolojisi ve benzeri etkilerinden dolayı artık kendimizi gurbetçi olarak tanımlamaktan, öyle görmekten ve bu mantıkla hareket etmekten vazgeçmek zorundayız. Bizler bu ülkenin asli birer vatandaşıyız. Demokrasi çerçevesinde mevcut siyasal sistem içerisinde gerek sorunlarımıza gerek beklentilerimize yönelik çalışmaları toplumun her kademesi ile birlikte hareket ederek yürütmek zorundayız. Bu şekilde siyasi temsilcilerimizin üzerinden yük kalkacağı gibi onlara daha sağlıklı bir çalışma alanı oluşturmuş olacağız. Zaten demokrasi toplumun STK’lar eliyle siyaset üzerinde oluşturduğu bir baskı kültürüdür. Büyük bir kitlenin güçlü ve etkili bir parçası, bir aktörü olmak varken münferit olmam hiçbir sorunumuzu çözmez. Tam tersine içinde yaşadığımız toplum ile aramızda biz ve onlar duvarını daha kalın ve aşılmaz hale getirir. Halihazırda toplumun sağ kesimi ile aramızda kalın bir duvar mevcut.

Parti kurmak bizleri diğer siyasi kesimlerden ve partilerden de uzaklaştıracaktır ve gün geçtikçe siyaset içerisinde temsil edilme şansımız azalacaktır. Bu durumda siyasi partiler oyunu alamayacağı topluluk yerine sağ kesimin oylarına yönelecektir Bu da ırkçılık ve İslam düşmanlığının son günlerde olduğu gibi siyasiler tarafından kullanılmasına yol açacaktır.
Yine kaybeden bizler olacağız.
Daha sonra diğer dernek temsilcileri düşüncelerini dile getirdiler. İl söz alan Enderun remsilcisi Burak Ali Çeliköz, “Aşırı sağcılar, bölücü terör örgütlerinin  Belçika ayağı ve  ulusal  medya mükemmel bir lobi üçgeni kurmuş. İstedikleri şekilde basın yayın organlarını kullanıp siyasi algıyı etkileyebiliyorlar. Düşmanlıkları açıkça görülebilen bu grubun maşalarını toplum olarak çok iyi biliyoruz, hangi düzeyde ve kim tarafından desteklendiklerini Türk diasporası takip etmelidir. Kampanya döneminde geleneksel partilerde bulunan Türk kökenli adaylarımızın aleyhinde çalışma yapan bu lobi, seçmeninin oy potansiyelini bölüp dağıtma gayretinde olduğunu anlamak için siyasi bir dahi olmanıza gerek yok. Amaç Türk kökenli seçmeni köklü partilerden uzak tutup yeni türeyen sözde Türk partilerine oy arttırmak ve uzun vadede bizlerin entegrasyonunu askıya alıp Belçikalı hemşerilerimizle adeta kutuplaştırmaktır. Bana göre 50 şeneyi aşkın bir süreçte başarısız dahi olsa yinede göz önünde bulundurabileceğimiz bir siyasi temsiliyet yaratan Türk kökenli siyasileri kaybetmemek adına yeni türeyen sözde Türk partilerine oy verilmemelidir. Dedi.

Turkish Ladys adına söz alan Ayfer Kuru: Enerjimizi parti kurmak yerine başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumumuzun gelişimine harcamamız gerektiğine vurgu yaptı ve yeni partilerden aday olanları toplum menfaatleri doğrultusunda istifa etmeye davet etti.

Vzw Özburun dernek başkanı Ramazan Afşar ise mevcut siyasilerin seçim sonrasında da halk ile iç içe, Stk’kar ile daha yakın çalışmaları gerektiğini dile getirdi.

Son olarak tekrar söz alan Bekir Güneş toplantıya şu sözlerle söz verdi:”Bizler burada sivil bir irade ortaya koyduk. Bizleri eleştirebilirsiniz fakat İmam Şafi’nin de öğütlediği gibi  ‘sözü eleştirebilirsiniz fakat sözün sahibine saygı duymak zorundasınız'” dedi.

Basın toplantısına destek veren dernekler

Vzw Özburun
Belçika Emirdağlılar Birliği
Pörnek Dayanışma Derneği – Kurtuluş öztürk
Vzw Ergenekon Seyit KocamanThinkout
Türkish Lady – Ayfer Kuru
Aktif Enderun – Burak Ali Çeliköz
Futsal Beşiktaş
Ghent Anatolie – Gökmen Öztorun
Helping Hands Belgium
Posküder – Ali Demirci
Piribeyli Avrupa – İlhan Şahin

Comments

comments

Araç çubuğuna atla