archiveAfrika haberleri

Dünya

Karadavi’den boykot davetsı

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, Mısır’da 14-15 Ocak’ta Binalması planlanan anayasa referandumuna katılmanın, darbe yönetimine meşruyet tanıma anlamına geleceği gerekçesiyle dinen uygun olmadığını savundu.

Katar’da ikamet eden Karadavi, “Darbecilerin anayasasını boykotun lüzumuna dair fetva” başlıklı açıklamasında, “Darbeci rejimi güçlendirmek, meşruiyet kazandırmak ya da gücünü sağlamlaştırmak anlamına gelen anayasa referandumuna katılmak ve herhangi bir halde katkıda bulunmak günahtır ve şer’an haramdır” ifasine yer verdi.

Karadavi ayrıca, “anayasa taslağı olarak tabir edilen vesikanın”, bu türden çalışmalara ehliyetli olmayan kimseler tarafından hazırlandığını ve bu nedenle hukuki ve dini açıdan hiçbir değerinin olmadığını savundu. Karadavi, anayasa taslağının sadece onu hazırlayanlar ve onları atayanları temsil ettiğini belirtti.

Referandumun şeffaflığı ve inandırıcılığı konusunda da şüphelerinin olduğunu dile getiren Karadavi, “Mısır’da halk iradesinin kökünün kazındığı, önceki seçim ve halk oylamalarının hiçe sayıldığı, halkın vekillerinin ve bakanlarının hapislere atıldığı bir ortamda seçimlerin güvenilirliğinin garantisi nedir?” sorusunu yöneltti.

Biblavi:  “Referandum bayramına” katılmaya çağrı ediyorum

Öte yandan Mısır Başbakanı Hazım el-Biblavi ise Noel kutlamaları çerçevesinde ziyaret ettiği Kahire’deki Abbasiye Katedrali’nde yaptığı açıklamada, anayasa referandumuna değindi.

Halk oylamasını “bayram” biçiminde nitelendiren Biblavi, “Tüm Mısır halkını, vatandaşlık görevini yerine getirmeye, ‘referandum bayramına’ katılmaya çağrı ediyorum” ifadelerini kullandı.

Yeni dönemde önceliklerinin “Süveyş Kanalı Projesi” olduğunu söyleyen Biblavi, “Eğer Süveyş Kanalı’nı kalkındırma projesinde başarılı olursak, Mısır ekonomisine büyük katkısı olacak” dedi.

Kaynak: AA

Dünya

Nijerya’da aşiretler çatıştı

Nijerya’nın orta kesimindeki Plateau eyaletinde, silahlı kişilerin Riyom bölgesindeki Shonong köyüne baskın düzenlediği ve çok sayıda kişinin öldüğü bildirildi.

AA muhabirine açıklamada bulunan askeri yetkili, “silahlı kişilerin saldırısında 28-30 kişinin hadise yerinde öldüğünün, 25 kişinin yaralandığının anlaşıldığını” söylese de üst düzey polis yetkilisi Chris Olakpe, şimdilik doğrulayabildikleri ölü sayısının 4 olduğunu belirtti.

Olakpe, yaralıların Vom’daki hastanede tedavi altına alındığını, olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.

Olaya tanıklık edenlerden Douglas Kpakum, saldırı sırasında 40 kadar evin yakıldığını ve bazı köylülerin hayvanlarının öldürüldüğünü söyledi.

Saldırıyı kimlerin düzenlediğine ilişkin resmi bir açıklamada bulunulmazken, Shonong köyündeki bazı aşiretlerin uzun süredir iktidar ve toprak kavgası arasında olduğu biliniyor. 

Dünya

“İsimsiz” kurbanlar defnedildi

Mısır Adli Tıp Kurumunca, uğrayan yıl ağustos ayında başkent Kahire’deki Rabiatul Adeviyye ve Ramses meydanlarında Binalan darbe karşıtı gösterilere güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında hayatını kaybeden ve kimliği tespit edilemeyen 35 kişinin cenazelerinin toprağa verildiği belirtildi.

Kurumun sözcüsü Hişam Abdulhamid, basına yaptığı açıklamada, olaylar sırasında kendilerine getirilen 35 cesedin kimlere ait olduğu konusunda herhangi bir bilgi edinemediklerini, bu kişilerden 30’nun Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda 5’inin ise Ramses Meydanı’ndaki olaylarda  öldüğünü belirtti. Abdulhamid, cenazelerin Kahire’nin güneyindeki bir mezarlığa gömüldüğünü açıkladı.

Abdulhamid, 30 Haziran 2013’ten bu yana, kime ait olduğu tespit edilemeyen 125 cesedin getirildiğini ve bunlardan 90’ının aileleri tarafından teşduygu edilebildiğini kaydetti.

Abdulhamid daha önce yaptığı açıklamada, Rabiatul Adeviyye Meydanı’ndaki kanlı baskında ölenlerin sayısının 627 olduğunu söylemiş ancak darbe karşıtı Ulusal İttifak, açıklanan ölü sayısının gerçeği yansıtmadığını ve asıl rakamların çok daha çok olduğunu öne sürmüştü.

polis ekipleri, 14 Ağustos’ta darbe karşıtlarının doldurduğu Rabiatul Adeviyye ve Nahda meydanlarına müdahale etmiş, gerçek mermilerin kullanıldığı müdahalede binlerce kişi hayatını kaybetmişti.

Kaynak: AA

Dünya

Sudan’da altın madeni çöktü : 60’tan fazla kişi öldü

Polis, kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Madende bulunan kişilerin sayısı kesin olarak bilinmiyor.

Göçük ihtimali nedeniyle makinelerin kullanılamadığı, bu nedenle kurtarma çalışmaların çok yavaş ilerlediği bildirildi.

Bu arada geçen Şubat ayında bölgede bulunan Beni Hüseyin ve Ruzeykat kabileleri arasında, madenin mülkiyeti konusundaki anlaşmazlık nedeniyle çıkan çatışmalarda, yüzlerce kişinin öldüğü bildirilmişti.

Dünya

Yardım gelmezse binlerce kişi boğulup ölecek

Osman Sağırlı’nın haberi

Afrika’nın merkezinde yer alan ve Çad son yıllarda yaşanan mülteci yığılmasıyla başa çıkmanın yollarını arıyor. 2003 yılında Sudan’ın batısındaki Darfur’da başlayan iç çatışmalar neticesinde 300 bin Darfurlu Çad’ın doğusundaki Vafi-Fira, Veday ve Sila bölgelerindeki kamplara göçmesiyle başlayan mülteci akınları artarak sürüyor. Çad, son iki ayda gelen ve sayıları toplam 75 bini geçen mültecilerin içinde Sudan’daki madende çalışan 16.000 kişilik kendi vatandaşlarını ayırdı ve onları kendi köyleri ve kasabalarındaki akrabalarının yanlarına veya kurulan müstakil kampa yerleştirdi.

DARFUR’DAN GELENLER ÇOK ZOR DURUMDA…

2003 yılında Orta Afrika Cumhuriyeti’nde François Bozize darbe yapınca Çad’a gelen ve ülkenin güneydoğusundaki Salamat bölgesindeki kamplara yerleştirilen 60 bin kişilik mülteciye ek olarak 25 Mart 2013 günü iktidarın yeniden el değiştirmesiyle birlikte 10 bin mülteci daha Çad’a geçiş yaptı. Son olarak yıllardır Libya’da bulunan Çadlılar’dan hayatını kurtarabilenler büyük kitleler halinde geri dönmeye başladı. Şu ana kadar bin 200 kişilik ilk grup giriş yaptı. Toplam 20 bin civarında Çadlı’nın daha gelmesi bekleniyor.
Üst üste gelen göç dalgalarıyla zor durumda kalan Çad dünya kamuoyuna yardım çağrısında bulundu. Son iki ay içinde Darfur’dan gelen mültecilerin çok zor durumda olduğunu belirten hükümet, “Mayıs ayının ikinci haftasına kadar gerekli insani yardım ulaştırılamayacak olursa su birikintileri arasındaki adacıklarda mahsur kalacak bu insanlara bir daha yardım göndermek mümkün olmayacaktır. Tissi’deki bu kamplara kara yolundan sonra sekiz saatlik zorlu bir yolculukla ve 50 civarında su birikintisi geçilerek ulaşılmaktadır. Üç hafta sonra bu birikintileri araçlarla ve özellikle gıda ve diğer malzeme taşıyan kamyonlarla geçmek imkansız hale gelecektir” dedi.

AĞAÇ GÖLGESİNE SIĞINMIŞLAR

Çad’daki insani durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğini vurgulayan Türkiye’nin Çad Büyükelçisi Prof. Dr. Ahmet Kavas, “Halen hiçbir barınak bulunmayan Tissi kamplarında on binlece Darfurlu bulabildikleri ağaçların gölgesinde günlerini geçiriyor. Nehir yatağından su temin edip kullanıyor. Bir an evvel çadır, sivrisineklere karşı cibinlik, üzerine oturabilecekleri ve yatacakları sergiler, un, makarna, bebekler için süt tozu, şeker, tuz, çay, sabun, suyu mikroptan arındıracak klor, giymek için kıyafet, gece soğuyan iklimde ısınmak için battaniye ve özellikle sıtma dahil bulaşıcı hastalıklara karşı gerekli ilaçlar temin etmeleri gerekiyor” dedi. Türk Sivil Toplum Kuruluşlarının Somali’de, Myanmar’da, Mali’de ve Suriye’de büyük bir özveri ile mültecilere ve yardıma muhtaç insanlara el uzattığını da belirten Büyükelçi Kavas, “Artık Çad’da on yıldır yaşanan bu drama da gereken eli uzatmanın vakti geldi ve bir an evvel harekete geçilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

SALGIN BAŞLADI, 7 ÇOCUK ÖLDÜ

Tissi’de dispanserler ve sağlık merkezlerinin kapalı olduğu belirtilirken, Mülteciler Yüksek Komiserliği ise son on yıldır Çad’daki faaliyetleriyle Darfurlu sığınmacılara yaptığı yardımlardan sonra 2005 yılında kesilen göç dalgasının ardından bu yeni yükü acilen kaldırabilmesi için Çad hükümetiyle uluslararası toplumu harekete geçirmek için çağrıda bulundu. Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Senegalli Çad temsilcisi Aminata Gueye bu insanları her türlü salgın hastalık ve Mayıs ortasında yağmur mevsimiyle başlayacak su havzaları içindeki yerlerine ulaşamama tehlikesi karşısında çok acele edilmesi ve bir an önce yardım ulaştırılması gerektiğini duyurdu. Çad Dışişleri Bakanlığı da ülkedeki bütün diplomatik misyon temsilcilerini bilgilendirerek resmi, sivil ulaşabilecekleri her kuruluştan yardım gelmesi için gayret etmelerini talep etti. Büyük bir insanlık dramının yaşandığı Çad’ın doğusundaki kamplarda şimdiden beliren kızamık hastalığı yüzünden 7 çocuk hayatını kaybetti. Ayrıca diğer hastalıklardan da ölenlerin sayısı 40’ı geçti. Eğer uluslararası toplum insani yardım faaliyetlerini üç hafta içinde bu insanlara ulaştıramazsa binlerce insanın ölümüne seyirci kalabilir.

İKİ AYDA 75 BİN KİŞİ DAHA GELDİ

2003 yılında Sudan’da çıkan iç çatışmadan sonra ülkelerini terk eden Sudanlıların adresi Çad oldu. Son aylarda artan çatışmalar sebebiyle iki ayda 75 bin kişi daha Çad’a geldi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Çad temsilcisi Aminata Gueye, “3 hafta sonra başlayacak yağmur sebebiyle bu insanlara bir daha ulaşamayız” dedi.