archiveTEKNOLOJİ

Türkiye

Haliç’te Yeni Dönem Başlıyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk metro geçiş köprüsü bulunan Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nün, deneme seferleri ve son rötuşların ardından şubat ayında hizmete girmesi planlanıyor.

Mevcut Unkapanı Köprüsü’nün ortalama 200 metre güneyinde, 2 Ocak 2009’da Binamına başlanan köprü, dünyada ileri teknolojik köprülerde uygulanan “eğik askılı cable-stayed” sistemiyle inşa edildi.

Ortası raylı sistem, iki kenarı yayaya açık olarak Binalan, 460 metresi deniz üzerinde olmak üzere 936 metre uzunluğundaki köprünün sudaki kısmında 4 ayak bulunuyor. Köprü, deniz ortasında 47 metre yüksekliğindeki iki ayağa oturuyor. Denizden yüksekliği 13 metre bulunan 12,6 metre genişliğindeki köprünün Unkapanı tarafında açılır kapanır bir bölüm de yer alıyor.

Köprü üzerindeki Haliç istasyonu, 8 vagonlu işleyişe uygun olarak 180 metre uzunluğunda Binaldı. Çalışmalar sırasında karada 16 (Beyoğlu yakasında 9, Unkapanı yakasında 7) Haliç’te ise 4 olmak üzere toplam 20 araştırma sondajı Binaldı. İnşaat sırasında Portekiz’de imal ettirilerek üç seferde Haliç’e getirilen 51 parça kazık da çakıldı.

Haliç’in depremselliği, faylanma durumu, zemin koşulları, Haliç tabanı çamur tabakası dikkate alınarak Binalan analizler sonucunda dizayn edilen bu kazıkların her biri 4700 ton nihai yük değerine göre projelendirildi.

Köprü, 180 milyon liraya mal oldu.

SEYİR TERASI ÜCRETSİZ OLACAK

Haliç Metro Geçiş Köprüsü sayesinde Hacıosman’dan metroya binen yolcular, kesintisiz Yenikapı aktarma istasyonuna ulaşacak.

Burada Marmaray bağlantısıyla Kadıköy-Kartal’a, metro bağlantıyıla da Bakırköy-Atatürk Havalimanı veya Bağcılar-Olimpiyatköyü-Başakşehir’e kısa sürede ulaşabilecek.

Metro hatlarındaki istasyonlara turnikeden geçip bir ya da iki kat aşağıya inildikten sonra ulaşılmasına karşı, köprüdeki istasyona turnikeden geçildikten Derhal sonra varılabilecek.

Seyir terasının da olduğu köprüden yaya geçişleri ücretsiz olacak. İstanbul’un trafik sorununun çözümüne önemli katkı sağlaması beklenen köprüden günde 1 milyon kişinin geçmesi bekleniyor.

DENEME SÜRÜŞLERİ BAŞARILI OLDU

Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nde, 10 Ocak’ta başlayan deneme sürüşleri başarılı bir halde sürüyor.

İnşaat çalışmaları büyük ölçüde tamamlanan köprüde korkuluk çalışmaları, yürüyen merpenler, köprü üzerindeki tek durağın cam kaplaması ve aydınlatma direkleri montajı da Binaldı.

Sona gelinen çalışmaların tamamlanmasının ardından köprünün şubat ayında açılması hedefleniyor.

AA

Teknoloji

Google ve Audi’den dev işbirliği!

Almanya’nın önde gelen otomobil üreticilerinden Audi, ABD’li teknoloji devi Google ile işbirliği için masaya oturdu.

Wall Street Journal’ın haberine göre, Alman şirket otomobillerinde Google’un mobil işletim sistemi Android’i kullanacak.

Audi’nin Google ile işbirliği; arabalarda kullanılacak müzik, navigasyon, telefon görüşmeleri gibi hizmetleri kapsıyor.

Konuyla ilgili haberlere göre Alman ve ABD’li yetkililer Las Vegas’taki elektronik fuarında masaya oturdu ve ayrıntıları görüşmeye başladı.

Son yapılan araştırmalara göre, otomobil kullanıcıları arabalarından güç ve performansın yanı sıra mobil iletişim sistemlerine de önem veriyor.

Sürücülerin yüzde 48’i bu tür hizmetlerin araba tercihlerinde önemli olduğunu düşünüyor.

Daha önce de ABD’li diğer teknoloji devi Apple, Alman şirketlerinden BMW ile işbirliği yapacağını duyurmuştu.

Teknoloji

LG G3 sürpriz yapacak!

LG G3 bir sürprizle gelebilir!

G2 ile büyük çıkış yakalayan LG, yeni modeli G3 ile büyük bir süprize hazırlanıyor!

Apple’ın iPhone 5S’inde yer verdiği parmak izi sensörü fazlasıyla konuşulmuş, kullanılabilirliğinin yanı sıra güvenlik sorunu teşkil edip etmediği hakkında da oldukça tartışılmıştı. iPhone 5S’in ardından HTC One Max’te de bu sensöre yer verilmesi, diğer markaları da bu yarışın içine çekmek için yeterliydi elbette. Evet, bu defa da LG, G3 modeliyle parmak izi sensörüne “Evet” demiş gibi görünüyor.
 
“Cep telefonu merkezi” Kore’nin teknoloji basınından gelen habere göre LG, G3 modelinde parmak izi sensörüne yer verecek. Şu an G3’ün prototipi üzerinde testler gerçekleştiren LG yetkilileri, eğer son anda bir değişiklik yapmazlarsa yeni telefonda bu özelliği görebileceğiz.
 
LG G3’ün şubat ayında düzenlenecek olan MWC 2014 etkinliğinde tanıtılacağını umuyoruz. Bu arada G3’ün muhtemel diğer özellikleri arasında 5.5 inç IPS LCD ekran, 1.440 x 2.560 piksel çözünürlük bulunuyor. Ayrıca yeni telefon 16 MP kameraya da sahip olacak.

Teknoloji

Nokia’nın yeni hedefi iPad!

Nokia’dan iPad’i hedef alan yeni reklam!

Nokia, yeni Lumia reklamında bu kez Apple’ın iPad’ini hedefe oturttu!

Nokia’nın yeni Lumia 2520 tablet reklamı, rakibi iPad’i ve onu güneş altında kullanmanın zorluklarını hedef aldı.
 
Videoda dışarı çıkıp oyun oynamak isteyen bir çocuk (ve köpeği), elbette tabletini evde bırakıp çıkmak istemiyor. Ancak iPad’in ekranının güneş altında net görünmemesi, çocuğun, karanlık, gölge yerleri tercih etmesine neden oluyor. Köpekse bu yüzden başka insanların yanına gidiyor.
 
Şanssız köpek, sadece sahibinin değil, başka birçok kişinin de gölgelere kaçtığını fark ediyor. Çünkü etraftaki herkes, bir iPad kullanıyor ve ekrandakileri görmek istiyor. Ancak köpek, en sonunda Lumia 2520 sahibi akıllı bir adam bulmayı başarıyor. Tablet, parlak gün ışığı altında da müthiş bir biçimde çalıştığı için köpek, gölgelerden kurtuluyor ve video, mutlu sonla bitiyor.

Video İzle >>

Teknoloji

Bellek çipleri atom tekniği ile şarj olacak

IBM’li bilim adamları küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni yolunu keşfettiler. Atomik ölçek boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneği, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeler ve aygıtlar tasarlamanın önünü açıyor.
 
IBM, malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bir inovasyon duyurdu. Bu buluş günümüzün silikon bazlı aygıtlarından daha az güç kullanacak silinmeyen yeni bir tip bellek ve mantık çipi sınıfı yaratacak bir zemin oluşturmaya aday.
 
IBM laboratuvarlarındaki bilim adamları mevcut yarıiletken aygıtları çalıştıran geleneksel elektrik yöntemi yerine küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni bir yolunu keşfettiler. Bu küçük iyon akımları, insan beyninin çalışma şekli olan, olaya dayalı işleyiş biçimini taklit edebilen yüklü atom akışları olarak nitelendirilebilir.
 
Geçit elektrotu ve oksit kanalı üzerindeki IL damlacığıyla tipik iyonik sıvı (IL) geçitli aygıtın optik görüntüsü. Altın rengi koruyucu pedler, kablo bağlantıları aracılığıyla aygıtla temas kurmak için kullanılır. Sağda, kanalı (kahverengimsi sarı) ve altın elektrik kontaklarını (parlak sarı) gösteren aygıtın büyütülmüş görüntüsü bulunur. Kanalın sağ ve solundaki kontaklar, kaynak ve boşaltma kontaklarıdır. Diğer dört kontak, 4 tel direnci ve Hall ölçümleri için kullanılır.  (Kaynak: IBM)
 
Günümüzde bilgisayarlar genellikle CMOS süreç teknolojileriyle yapılan yarıiletkenleri kullanıyor ve uzun zamandır bu çiplerin her iki yılda bir performanslarının iki katına çıkacağı, boyutlarının küçüleceği ve maliyetlerinin azalacağı düşünülüyor. Ancak CMOS çiplerini geliştirmek ve inşa etmek için gereken malzemeler ve teknikler, hızla fiziksel ve performans sınırlarına yaklaşıyor. Dolayısıyla da, yüksek performanslı ve düşük güç tüketimli aygıtlar geliştirecek yeni çözümlere yönelik ihtiyaçların yakın dönemde ortaya çıkacağı öngörülüyor.
 
IBM’li bilim insanları, yalıtkan ve iletken haller arasında metal oksitlerin tersine çevrilebilir biçimde dönüştürülmesinin mümkün olduğunu gösterdi. Bu dönüştürme, oksit sıvı ara yüzlerindeki elektrik alanları kanalıyla oksijen iyonlarının eklenmesi ve kaldırılmasıyla sağlanıyor.
 
Yapısı itibariyle yalıtkan olan oksit malzemeler, iletken duruma dönüştürüldüklerinde IBM deneyleri, aygıta verilen güç kesildiğinde bile malzemelerin sabit metal halini koruduğunu kanıtladı. Silinmeyen bu özellik, yeni geliştirilen metotla çalışan aygıtları kullanan çiplerin verileri daha verimli ve sabit elektrik akımlarıyla depolayacakları ve aktaracakları anlamına geliyor.  Bu kalıcı özellik, bu yeni yöntemi kullanarak çalışan çipli cihazların verileri daha etkin ve olay-temelli olarak depolayabilecekleri ve kullanabilecekleri anlamına geliyor.  Böylece cihazlardaki metal hali korumak için sabit elektrik akımlarında tutulmasına gerek kalmıyor.
 
Malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bu yeniliği değerlendiren IBM Türk Teknoloji Lideri Kıvanç Uslu açıklıyor: “Atom ölçeğinin boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneğimiz, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeleri ve aygıtları tasarlamamızı sağlar. Maddenin halini tersine çevrilebilir biçimde denetlemek için mevcut yük tabanlı aygıtlardan çok küçük iyon akımlarını kullanan aygıtlara geçmek, yeni tipte mobil cihazların ortaya çıkma potansiyelini de yaratıyor. Üç boyutlu yepyeni mimarilerde bu aygıtların ve kavramların kullanılması, bilgi teknolojisi sektörü açısından da çok önemli bir gelişmedir.”
 
Çığır açan bu yeniliğe ulaşmak için IBM araştırmacıları, yalıtkan bir oksit malzeme olan vanadyum dioksite pozitif yüklü iyonlu sıvı elektrolit uyguladılar ve başarılı bir şekilde metale çevirdiler. Orijinal yalıtkan durumuna döndürmek için negatif yüklü iyonlu bir sıvı elektrolit uygulanana kadar madde, metal halini korudu.
 
Uzun yıllardır metalden yalıtkana geçiş malzemeleri için metaller üzerine kapsamlı araştırmalar yapılıyor. Ancak, daha önce elde edilen sonuçların aksine IBM yoğun elektrik alanlarına maruz kaldığında oksit malzemenin durumundaki değişikliğin sebebinin metal oksitlere oksijen eklenmesi ve kaldırılması olduğunu ortaya çıkardı.
 
İletkenden yalıtkan duruma geçiş, daha önceleri sıcaklığın değiştirilmesi ya da dış basınç uygulanmasıyla gerçekleştirilmişti. Fakat her iki yöntemin de aygıt uygulamaları için uygun olmadığı görülmüştü.

Teknoloji

Makineler Arası İletişim

Teknoloji destekli ekonomik büyümenin yeni amiral gemisi “Makineler Arası İletişim”, 25-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşen Dünya M2M Kongresi’nde ele alındı.  Uluslararası M2M piyasasının önde gelen aktörlerini Londra’da buluşturan Kongre’de katılımcılar, M2M’in gelecek 10 yıla damgasını vuracak Teknoloji olduğu görüşünde birleştiler.
 
Türkiye’yi M2M teknolojisi ile tanıştıran Turkcell’in kısa sürede elde ettiği başarı, Kongre’nin ilgi odağı oldu. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, yaptığı sunumda, Turkcell’in M2M çözümleriyle sadece 2012’de ülke ekonomisine 1 milyar TL katkı sağladıklarını anlattı.
 
Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, 25-26 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen Dünya M2M Kongresi’ne ana konuşmacılardan biri olarak katıldı. Londra’da yapılan toplantıda, ülkelerin ekonomilerini, bireylerin yaşam, kurumların ise iş yapış biçimlerini değiştiren M2M teknolojisinin bugününe ve geleceğine dair analiz ve öngörüler paylaşıldı.
 
Türkiye’den Turkcell’in de katıldığı iki günlük Kongre’de Telefonica, Deutsche Telekom, Etisalat, Swisscom, Ericsson, Oracle gibi pek çok teknoloji devi, M2M konusunda attıkları adımları ve hedeflerini ortaya koydu. M2M alanında en kapsamlı ve itibarlı uluslararası etkinliklerin başında gelen Dünya M2M Kongresi’nden çıkan sonuç, ekonomiye sağladığı dev katkı ile bu teknolojinin önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracağı oldu. 
 Selen Kocabaş: Turkcell’in M2M çözümleriyle sadece 2012’de ülke ekonomisine 1 milyar TL tasarruf sağladık
 
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, Kongre’de yaptığı sunumda doğalgaz, su ve elektrik şebekelerinden tarıma, sağlıktan lojistiğe, tarihi eserlerin korunmasından deniz feneri ve trafik ışıklarının yönetilmesine ve nehir seviyelerinin takibine kadar sayısız alanda çözüm sağlayan M2M teknolojisini, Turkcell’in Türkiye’de gerçekleştirdiği uygulamalarla örneklendirdi. Kocabaş, toplantının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
 
“Turkcell olarak her zaman kısa vadeli hedefler yerine vizyonumuzun gösterdiği yönde uzun soluklu hedefler belirlemeyi tercih ettik. M2M teknolojisine öncülük etmemizin arkasında da bu vizyoner bakış açısı yatıyor. 2012 yılında Türkiye’de ulaşımdaki yakıt tüketimi yaklaşık 60 milyar TL, trafik kazalarına yılda 4 bin kurban veriyoruz, enerji ithalatımız 60 milyar dolar, elektrikte kayıp-kaçak oranımız bazı bölgelerde %70’e varıyor, işlenmiş su kaybımız yaklaşık %50, tarla sulamalarının %15’i yağmur altında yapılıyor, kronik hasta sayımız 22 milyon; örneğin diyabetin devlete maliyeti yılda ortalama 13 milyar TL… Tüm bu sıkıntıların azaltılmasında M2M teknolojisi kritik bir rol oynuyor. Bugüne kadar Turkcell olarak bu alanda güzel adımlar attık. Son 4 yıldır M2M’e yaptığımız yatırımlar meyvesini verdi; yalnızca 2012’de 1 milyondan fazla Turkcell SİM kartlı makineyi konuşturarak ülke ekonomisine 1 milyar TL’den fazla katkı sağladık. Bundan 2 yıl önce Türkiye’de ilk kez M2M’e özel SIM kartımızı lanse etmiştik, geçtiğimiz yıl da yine Türkiye’de bir ilke imza atarak M2M Platformumuzu hayata geçirdik ve dünyada kendisine özel M2M Platformu geliştiren ilk 5 operatörden biri olduk. Bu sayede M2M müşterilerimize en kaliteli hizmeti sunabiliyor, milyonlarca M2M hattının daha etkin yönetilmesini sağlayabiliyoruz. Bugün için 32 farklı firmadan oluşan iş ortağı ekosistemimiz ile M2M pazarını her geçen gün büyütüyoruz. Bugün açıkça görüyoruz ki, mobil teknolojilerin sağladığı ekonomik büyümede en önemli rolü M2M oynuyor.”
 Potansiyel 150 milyon cihaz
 
Kocabaş, açıklamasında Türkiye pazarında yaklaşık 150 milyon uzaktan yönetilebilir cihaz potansiyeli bulunduğu ifade ederek muhtemel tasarruf miktarının dev rakamlara ulaştığını belirtti:
“Bu bir hayal değil, tam tersine, şirketlerimizin rekabet gücünü yükseltmek ve kamu kaynaklarını verimli kullanarak ülke ekonomisine katkı sağlamak açısından kaçınılmaz bir gerçeklik. Türkiye’nin küresel rekabette fark yaratması için kamu ve özel sektörde M2M teknolojisinin kullanımı kritik önem taşıyor. Türkiye’deki potansiyel 150 milyon cihazı ağ üzerinde birbiriyle konuşturmak, ülke ekonomisine trilyonluk tasarruf imkânı sunabilir.”
 M2M nedir?
 
Makineler Arası İletişim (Machine To Machine-M2M), cihazlara takılan özel bir simkart sayesinde, cihazların uzaktan izlenmesini, yönetilmesini ve birbiriyle iletişim kurabilmesini sağlayan bir teknoloji. Kullanım alanının genişliği ve iş modellerinde yarattığı değişiklikler nedeniyle M2M, hem bireylerin hem de şirketlerin hayatını ciddi biçimde değiştiriyor. Şu anda en önemli kullanım alanı haline gelmiş olan Araç Takibinin yanında Sağlık alanında Tıbbi Otomasyona ve akıllı ev aletlerine kadar sayısız alanda kullanılma potansiyeline sahip ve birçok alanda şimdiden kullanılmaya başlamış durumda. Sayaç okuma, lojistik, finansal hizmetler tarafında POS ve ATM’ler ve hatta yazarkasalar, tarım ve hayvancılık, güvenlik bağlantılı binalar M2M’nin yükseliş gösterdiği alanlar.
 Turkcell’in makineleri konuşuyor
 
Yaklaşık 600 bin mobil POS, buzdolabı ve otomatta, 70 bin evdeki güvenlik sistemi ve klimada, 400 binden fazla araç, kamyon, tekne, tren, bisiklet ve helikopterde, 30 bin sera, çiftlik, kümes ve tarlada, 80 binden fazla sayaçta olmak üzere toplam 1,2 milyon makine şu anda Turkcell M2M Teknolojisi ile izleniyor ve yönetiliyor.
 Turkcell’in ilginç M2M çözümlerinden örnekler
 
–          Akıllı Durak uygulamaları-          4000’e yakın trenin takibi-          Orman Bakanlığı’nın Türkiye çapında yangınla mücadele eden 4000’den fazla yangınla mücadele aracı-           Şehirlerarası yolcu taşımacılığı-          Tarihi eserlerin korunması-          Nehir seviyesi takip uygulamaları-           Akıllı Kavşak uygulamaları M2M’in geleceği
 
Sürekli çeşitlenmekte olan uygulama alanlarının yanında M2M, hızlı büyümesi ile de dikkat çekiyor. Dünyada 2011 yılında toplam GSM hatlarına oranı yüzde 2,3 olan M2M hatlarının oranı 2020’de yüzde 19’a yükselmesi bekleniyor. Türkiye’de M2M’a özel Platform ve SIM kart hizmetini ilk defa sunan operatör olan Turkcell şu andaki 1,2 milyon toplam M2M hattı ile bu alanda da liderliğini sürdürüyor.2012 sonu itibariyle M2M’nin en önemli uygulama alanı olan ATM, POS’lar ve Yazarkasalar 2020’de yerini yeni sahiplerine bırakacak. 70 binden 1 milyona ulaşması beklenen Uzaktan Sayaç Okuma Uygulamaları ve Akıllı Şebekeler bu değişimde önemli bir rol oynayacak. Ancak daha büyük değişim, sağlık/tıp otomasyonunda olacak. Henüz başlangıç aşamasında olan sağlıkta kullanımının 2020’de 6 milyona ulaşması bekleniyor.  Özellikle şu anda şirketlerin en önemli sorunları arasında yer alan operasyonel verimliliği artırma konusundaki etkisi, M2M ile iş yönetimi arasındaki ilişkiyi daha ileri boyutlara taşıyacak gibi görünüyor.
 M2M’in Türkiye’ye faydası
 
Makinler Arası İletişim, Türkiye’nin büyüme hedeflerine ulaşması için önemli bir araç haline gelebilir. Araçlarda, endüstride, enerjide ve evlerde M2M’in kullanılması ile pek çok faydanın sağlanması ve ekonomiyi olumlu yönde tetiklemek mümkün. 
 
Araç tarafında 17 milyon araç ve 4,4 milyon konteyneri kapsayan bir pazarda M2M uygulaması, yakıt tasarrufu, kontrol ve güvenlik ile kaza durumunda erişim sağlayarak operasyonel verimliliği artırma gücüne sahip.
 
Enerjide elektrik, gaz ve su için kullanılan 70 milyon sayaçta M2M’in devreye girmesi, kayıp/kaçak kontrolü, enerji kaynak planlaması ve çevre sağlığına pozitif etki olarak hem ekonomik hem sosyal anlamda fayda yaratacaktır. OECD raporlarına göre, enerjinin uzaktan takip edilmesiyle gelişmiş ülkelerde kayıp kaçak oranlarının yüzde 30 ve gelişmekte olan ülkelerde yüzde 38 azalması öngörülmüştür. OECD, bu gelişmelere paralel olarak karbon emisyon oranlarının da yüzde 5-10 mertebelerinde düşmesini beklemektedir.
 
Endüstride yer alan yüzbinlerce sera, on binlerce kümes ve çiftlik, yüzbinlerce kuyu, yüzbinlerce soğuk zincir, yüzbinlerce asansör ve milyonlarca POS cihazında M2M uygulamaları operasyonda verimlilik, uzaktan erişim ve yönetim ile raporlama ile planlama tarafında katkı yapacaktır. Bu katkı Türkiye’nin büyümesi için şirket bazında gerçekleşmesi gereken büyümenin zeminini oluşturmaya yardımcı olacaktır.Konutlardaki uygulama ise, son kullanıcıya daha yakından dokunacak ve buradaki adımların başarıya ulaşması için halkın katılımının sağlanması gerekecektir. 20 milyon konut ve 50 milyon beyaz eşyanın M2M ile tanışmasının sağlayacağı faydalar, güvenlik, verimli kaynak kullanımı ve çevreye duyarlı evlerin ortaya çıkması şeklinde olacaktır.

DünyaTeknoloji

KEK TARİFLERİNE ULAŞMA KOLAYLIĞI

Teknolojinin gelişmesiyle beraber, her istediğimize her an ulaşma kolaylığı bulduk. Öyle ki bu işlere en çok bayanlar sevinir oldu. Çünkü eskiden birçok bayan kendine özel tariflerin olduğu bir kitapçık hazırlar ve kek tariflerine veya diğer tarifleri oradan kullanarak değerlendirirdi. Teknolojinin hayatımıza girmesiyle beraber, o tarif kitapçıkları hayatımızdan çıktı denilecek noktaya ulaştı. Artık kek tarifleri veya resimli kek tarifleri şeklinde “Google” üzerinden arama yaparak, hem kekin resmini görüyor hem de kekin çeşitli şekilde yapıldığı tarifleri inceliyor. Mesela bazı keklerin, şeker oranı fazladır. Hele ki üzümlü keklerde, burada teknolojinin getirdiği güzelliklerin faydasını çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Farklı internet siteleri üzerinden, tek tek inceleyerek, bu tariflere ulaşmak hem de çok kolay.

 

Bayanlar diyoruz, lakin bayanlarla sınırlı kalmıyor. Erkeklerde bu konuda çok meraklı, ömründe kek yapmayı bilmeyen erkekler bile bu konuda uzmanlaşma yoluna girdiler.

Üzümlü kek, Çilekli kek, Lokumlu kuru meyveli kek ’ten tutunda birçok kek tariflerini bulabileceğiniz bir internet sitesinde sizlere bahsetmek istiyorum. www.kektarifleri.biz internet sitesi üzerinden birçok kek çeşidinin tarifini bulmanız mümkün.

Kektarifleri.biz internet sitesini takip edip her zaman mönünüzü yenilemiş olursunuz. Birçok kek tarifi sunan sitede neler yok ki. Ne duruyorsunuz? Hemen www.kektarifleri.biz internet sitesine giriş yapın ve lezzetli keklerin tadına varın.

Teknoloji

Konyalı Türk genç Google Glass’ı test etti

Google Glass’ı ilk test eden isimler arasında bir Türk var. Google’ın finansal destek verdiği bulut bilişim şirketi Uphtere’de çalışan Can Duruk “Cihaz etkileyici, ancak tüketicinin de evrilmesi şart”dedi.

BİR SÜRE DAHA GELİŞTİRİCİLERE HİTAP EDECEK

Duruk, test ettiği Google Glass’ın özelliklerini ise şu sözlerle anlattı; “Gözlüğü takınca netlik hiç problem olmadı. İlk olarak karşınıza ‘ok-glass’ yazısı çıkıyor. Yazı sesli komut verdiğiniz anda yerini üç – dört seçenekli bir menüye bırakıyor. Sürekli üst köşeye bakmak gerek. Dışarıdan bakıldığında garip bir görüntü ortaya çıkıyor. Bir süre daha geliştiricilere hitap edecek bir ürün. Giderilmesi gereken sorunları olacak. Bilgiyi güvenli bir şekilde saklamak da gerekiyor. Biz de bu alanda hızlı ve yeni bir bulut sistemi üzerinde çalışıyoruz.”

CAN DURUK KİMDİR?

1986 yılında Konya’da doğan Can Duruk, lise öğrenimini Robert Koleji’nde tamamladı. Daha sonra ABD’nin prestijli üniversitelerinden Carnegie Mellon’da bilişim eğitimi alan Duruk, şu anda Google Ventures’in finansman destek verdiği Silikon Vadisi merkezli bulut bilişim firması Upthere’da geliştirici olarak çalışıyor.

GOOGLE GLASS’IN TEKNİK ÖZELLİKLERİ

– Buruna oturan kısım ve çerçeve, her surata oturacak şekilde ayarlanabilecek,

– İki farklı ebatta ekstra burun ayarı seçeneği olacak,

– 2,5 metreden 63,5 cm genişliğinde HD formatında görüntüye eşdeğer ekran çözünürlüğü sunacak,

– 5 megapiksel fotoğraf çekimi,

– 720 piksel video kayıt,

– Kemik iletimi teknolojisiyle ses aktarımı,

– Wi-Fi (802.11b/g) ve Bluetooth bağlantı özellikleri,

– 12 GB kullanılabilir bellek, Google bulut erişimi ile 16 GB’a kadar yükseltme,

– Hangout (video konferans) ve video kayıt gibi özellikler, bataryayı daha hızlı tüketecek içerikler olacak,

– Micro USB kablosu ve şarj aletiyle sunulacak. USB bağlantısı şarj aletiyle uyumlu olacağı için kaybedilmemesi önemli,

– Bluetooth özelliği olan her telefonla uyumlu olacak,

– MyGlass uygulaması Android 4.0.3 veya üstündeki işletim sistemlerini gerektirecek. Uygulama sayesinde GPS ve SMS kullanılabilecek.

Teknoloji

Fujitsu kağıdı dokunmatik ekrana dönüştürüyor

Örneğin bir dergi sayfasında basılı olan resmi saklamak istiyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey parmağınızla resmin bir köşesine bastırmanız ve diğer köşeye doğru parmağınızı sürüklemeniz. Kamera yüksekliği algıladığı için elinizin dokunduğunuz nesnenin yüzeyinden uzakta veya yakında oluşuna göre farklı şekilde davranıyor.

Fujitsu kağıt veya diğer birçok nesnenin bir dokunmatik ekran gibi dokunarak kullanılabileceğini düşünüyor. Geliştirdikleri sistemin herhangi bir özel donanım gerektirmediğinin altını çizen Japon şirket sıradan bir web kamerası ve piyasada bulunan tarzda bir projektör kullandığını belirtiyor. İşin sırrı ise kullanılan görüntü işleme teknolojisinde yatıyor. Öte yandan sistem dokunma gerektirmeyen durumlarda hareketleri de tanıyor.

Fingerlink Etkileşim Sisteminin hangi ticari uygulamalarda kullanılabileceği konusunda karar henüz verilmiş değil, ancak Fujitsu’nun aklında birkaç fikir mevcut. Şirkete göre bu sistem bir seyahat ofisinde müşterilere daha detaylı bilgileri göstermek için kullanılabilir. Ayrıca belediyelerde de form doldurma işlemleri bu ekranlar sayesinde kolaylıkla yapılabilir.