-
BelçikaYazarlarımız

AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE, BELÇİKA’DA, MÜSLÜMAN BİR KÖY: BÜYÜDÜĞÜM YER “CHERATTE”

1985’de başlamıştı Cheratte’ta yaşama serüvenimiz. Liege’de 27 katlı bir apartmanda geçen çocukluğum bir anda mahallenin o sıcak, samimi, doğal ortamına sürüklemişti hayatımı.

Cheratte, Avrupa’nın göbeğinde Belçika’nın Vise Belediyesine bağlı bir köyüdür. Köyümüz, %80’i Türk kökenli Müslümanlardan oluşan, şirin, yeşillikler içerisinde, tarihi zenginliklerle dolu bir yerleşim yeridir. Bu şirin yerleşim yerinin en önemli simgelerinden biri 1977’ye kadar hizmet veren “Hasard” kömür madeni ocağıdır. Ayrıca çizgi roman dünyasında önemli yer teşkil eden 4 büyük ressam yetişmiştir bu topraklarda. Peki, bizi ilgilendiren kısmı nedir? Tabii ki biz Türklerin buralara gelişi ve kattığı değerler…

1965 yılında gelen ilk Türkler, maden ocağında çalışıp para biriktirip tekrar anavatanlarına Türkiye’ye dönme niyetiyle gelmişler buralara. Ama zamanla hem Türkler hem Belçikalılar alıştı bu duruma. Misafir işçi statüsünde iken zamanla Türk kökenli Belçikalı statüsüne geçmiş oldular, farkına varmadan. İlk gelen Türkler; Polonyalı, İtalyan, İspanyol ve Fas kökenli maden işçileri ile deyim yerindeyse tarzan dili kullanarak, işaret dili kullanarak beraberce çalışıp yaşadılar. Ortak noktaları çalışmak ve para kazanmaktı. Zamanla bu hayata alışan Türkler bu multi kültürel köyü kendilerince küçük, şirin bir Türkiye haline getirmeyi başardılar. Vatan özlemi ve sevgisi hep vardı içlerinde. Öncelikle 1981 yılında Mimar Sinan Camii’ni açtılar. Üstelik Avrupa’da nadir görebileceğimiz öğle, ikindi ve akşam namazlarında bütün köyde duyulan ezan sesi farklılığıyla. Ne kadar hoş değil mi, yabancı bir ülkede ezan sesini duyabilmek?
place ataturk

Çocukluğumda; bir camimiz, bir bakkalımız ve bir kahvehane mevcuttu. Mesela bir çocuk parkı bile yoktu o zamanlar. Sokak araları oyun alanımızdı. Tüm oyunlarımızı oralarda oynardık. Saklambaç oynardık, can oyunu ile eğlenir, ağaçlara çıkar insanları gözetlerdik. Biriken yağmur sularında ayaklarımızı ıslatır, kanalda bulunan kayalıklara oturur prenses oyunu oynardık. Apartmanda yaşayan bir çocuk olarak kalsaydım, bu güzellikleri, bu doğal yaşamı hiçbir zaman göremez, yaşayamazdım. Her mevsimin çocukluğu ayrı güzeldi Cheratte’ta. O güzellikler hala aynı canlılığını koruyor buralarda. Hiç unutmam ilk parkımız ben ilkokul son sınıftayken yapılmıştı. Bugün ise oyun parkımızın biri “Place Atatürk” meydanında bulunuyor. Düşünebiliyor musunuz, Belçika’da meydanın birinin ismi Türk vatandaşlarının çoğunlukla bulunduğu bu köyde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’in ismi verildi. Ne gurur verici değil mi?

Sonradan köyümüze, bir camii daha açıldı. Zira toplum çoğalıp, farklılaşmıştı. Şu an işletmecileri Türk kökenli olan; bir kuaförümüz, elektronik alet satan tamircimiz, dönercimiz, kasabımız, iki bakkalımız, 3 kahvehane, muayenehanesi burada mevcut olmayan ortodontistimiz, gurur duyduğumuz bayan tesettürlü aile hekimimiz ve belediyede encümen olan bir kardeşimiz bulunuyor.

Ailem, 1985’de taşındığında dostlarından birçok eleştiri duymuştu: “Çok Türk olan yerde ne yapacaksınız?”, “çocuklarınız Fransızcayı öğrenemezler”, “orda çok dedikodu olur” gibi sorular ve uyarılar… Bence yabancı ülkede yaşayan her insanın kendisi ile ortak sorunları paylaşacağı insanlara ihtiyacı vardır. Zaten camilerimiz de sadece ibadethane değil de, toplumun terapi ocağıdır.

Cheratte’ta geldiğinizde, karşılaştığınız insanlar o kadar samimi ve içten ki, burada sahtelik, başka ırklara benzeme ihtiyacı olmayan insanlarla doludur. Doğasını kaybetmemiş fakat ayni zamanda da kendini bulunduğu topluma adapte etmenin çabası içerisinde olan doğal insanlar.

Cheratte’da kendinizi ufak bir Türkiye’de hissedeceksiniz. Burayı gezerken, Türkiye’nin farklı yörelerinden gelen farklı şive ve lehçelerle Türkçe konuşanlarla karşılaşacaksınız. İnsanlarını gördüğünüzde, ezan sesi eşliğinde öğle vakti kanal kıyısında yürüyüş yaptığınızda, evlerin arka bahçelerinde fasulye çubuklarını gördüğünüzde, çatıların üzerinde Türk kanalları çekmesi için sabitleştirilen çanak antenlerini gördüğünüzde, Katolik ilkokulunda İslam dini öğretmenini dahi göreceksiniz ve her iki okulumuzda (devlet ve katolik) Türkiye’den gelen Türk öğretmenlerimizle de tanışma fırsatını bulabileceksiniz.
place ataturk1

Mahalleleri gezdiğinizde, evlerin camlarında, adeta “ben Türküm” diye bağıran perdede asılı tülleri, kapıların önünde örtü çırpan tülbentli bayanları, futbol sahasında “bana pas ver frère” diye bağıran çocukları görebilme şansına nail olacaksınız ve aslında daha sayamayacağım birçok güzellik daha sizi bekliyor olacak.

Toplu halde yaşamanın getirdiği zorluklar var tabii ki fakat Cheratte’ta yaşamak çok güzel. Yazın tatile Türkiye’ye gidemesek bile, kendimizi diğer gurbetçilere nazaran şanslı hissedebiliyoruz. Hem Türk, Müslüman ve Belçikalı olduğumuzu unutmuyoruz Cheratte’ta…

Cheratte’ti anlatmakla bitiremem. Bu yazımı okuyanların hafızalarında güzel bir resim bırakmışımdır umarım.

Saygılarımla.

Arife BEYHAN

Facebookta yorumla

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

Bir Yorum

  1. Canım benim, kalemine yüreğine sağlık.Senin yazılarını dört gözle bekleyenlerdenim. Öyle güzel anlatmışsın ki okurların kendini Cherratte’dey miş gibi hissedecek emin ol.Ben şuanda sana kahve içmeye gidip gelmiş gibi oldum. Bunu her yazar başaramaz. Tekrar tebrik ediyor, ömrün boyunca yazmanı temenni ediyorum.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu