-
BelçikaBrüksel

BASIN MÜŞAVİRİ VEYSEL FİLİZ, ÜSKÜP’TE BİR DİZİ GÖRÜŞMEDE BULUNDU.

Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri Veysel Filiz, Üsküp, Prizren ve Priştine’de bir dizi görüşmede bulundu.

 

TC Priştine Büyükelçisi Songül Ozan ve Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar ile görüşen Filiz, bölgede güncel sorunlara karşı Enformasyon alanındaki çalışmalar konusunda istişarelerde bulundu.

 

Ensar Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin konuğu olarak Üsküp’te bir konferans veren Veysel FİLİZ “Yeni Avrupa’da Yeni Türkiye – Değişen paradigmalar ve dinamik değerler” konulu sunumunda Avrupa Türkleri’nin 50 yılda kat ettiği mesafeyi ve kazanımları dile getirerek, Türkiye’nin bu gelişmelerin nerdesinde durduğunu ve özellikle İslamafobik saldırılarda gelinen kritik eşiğe işaret etti.

Avrupa’nın en büyük iki tarihi travmaları olarak insanlık belleğine kazılan dünya savaşlarının tahribatları maddi ve manevi açıdan Avrupa ülkelerini nasıl yaraladıysa, bugün ki ırkçı ve islamofobik akımların etkisi etnik gruplar arasındaki ilişkileri yeniden yaralayarak yine nefret, şiddet ve barbarlıklarla sonuçlanacağına vurgu yapan Filizşöyle devam etti “özellikle 11 Eylül saldırısıyla başlayan terör süreci çoğunluk toplumuyla Müslüman azınlıklar arasındaki makası açarak uçurumu derinleştirdi ve Avrupalı yurttaşlar ile Müslüman inancına ait gruplar arasında o güne kadar süregelen iyi niyet köprülerini yıktı. Medya organları ve bir kısım popülist politikacılar bazı teröristlerin eylemlerini Müslümanların geneline mal etmekten çekinmedi. 2005’te Danimarka’da yayınlanan Hz. Muhammed (SAV) karikatürleri gerilmiş olan bir durumu ateşlemiş oldu. Tüm bu gelişmeler maalesef Avrupa’daki politik iklimi hem içerik hem de görüntü olarak değiştirdi. İslamofobik söylemin yerleşmesine ayrıeten hizmet edecek en belirgin gelişme Müslüman Gençlerin radikalleşme süreçleri ve İSID terörü oldu. Avrupa’nın ürünleri olan ve önemli bir kısmı dönme olan bu gençlerin ciddi araştırma konusu edilmeden (Kim Bunlar? Nerde ve nasıl yetiştirler? Hayat hikayeleri nedir? Neye hizmet ediyorlar?) kamuoyunu bu denli etkilemesi 11 Eylül benzeri sonuçlara neden olmuştur hatta 11 Eylül olaylarında ikinci dalga olarak ta okunabilir.”

Çoğunluğu Balkan Üniversitesi öğrencilerine seslenen Brüksel Basın Müşaviri Filiz, toplumsal krizlerinden kurtulan ve nefreti asgariye çekmiş Yeni bir Avrupa’nın oluşması için Birlikte Yaşama Hakkından doğan Hukuk ve Birlikte Yaşama etiği yeniden yorumlanmalıdır diyerek, Hıristiyan ve Yahudi dinlerinin sentezlerinden doğan değerlerle bina edildiği iddia edilen Avrupa’nın, 50 yıllık göç süreci ve Müslümanların kalıcı olarak yerleşmesinden doğan sorunsallar karşısında yetersizliğini gösterdiğine vurgu yaptı. Bu bağlamda en kolaylaştırıcı unsur ortak değerlerde yeniden buluşularak Yeni Türkiye’nin bu süreçlerde partner olarak kabul görmesidir diyen Veysel Filiz, psikolojik bariyerlerin, önyargıların ve oluşturulan ideolojik düşmanlıkların güvenlik esaslı gereksinimlerle izah edilemeyeceğine işaret etti.

 

Diğer taraftan güncel konjonktüre bakıldığında Mısır’daki darbeye sesi çıkmayan bir Avrupa kendi ürettiği ve diğer ülkelere karşı baskı unsuru olarak kullandığı değerleri inkar etmiştir. Ancak yine o değerleri kullanarak Müslüman toplulukları hedef göstermektedir, etiket takarak adlandırmaktadır ve Müslüman karşıtı bir retorik icad etmiştir diyen Filiz, İslam ve Müslüman Topluluklar dendiği zaman güvenlik, damgalama, şeytanlaştırma ile beraber islamofobinin göreceli hale getirilmesi ve aynı zamanda İslam ve Modernitenin bağdaşmayacağı fikri yayılmaktadır. İslam ve Müslümanlarla ilgili konuların sansasyonelleştirilmesinin sonuç itibariyle kontrolsüz zararlara neden olduğunu söyledi.

 

Yeni Türkiye düşüncesiyle belirlenecek bir yol haritasının Avrupa’nın krizlerden çıkış reçetesi olabileceğine inandığını anlatan Veysel Filiz, “Yeni Türkiye, evrensel medeniyet değerleri üzerinde Temel Hak ve Özgürlüklerin güçlendiği bir çerçeve tasavurudur. Tarihten sürgün edilmiş ve ona rağmen direniş gösterebilmiş bir coğrafyanın evladları, kendi kabuğuna hapsedilmişlikten top yekun çıkmalıdırlar. Bunun için de beyinlere vurulan ufuksuzluk kilitlerini kırarak medeniyet iddialarını, tarih yapan ruhlarını ve belirgin prensipler etrafındaki varlık nedenlerini yeniden kuşanmalıdırlar. Zihnen teslim olmuşluğu aşmak özgüvene bağlı olacaktır. Balkanlarda bugüne kadar ve tüm zorluklarla ve terkedilmişliklerle beraber kaybolmamış Müslüman topluluklar önümüzdeki on yıllarda bu çatışmaların kilit noktasında bulunacaklardır. Ya Yeni Türkiye’nin oluşmasındaki paradigmal çıkışın köprüsü olarak Yeni ve daha Güçlü bir Barış Avrupasına katkı yapacaklar, ya da Yeni Avrupa’daki Müslümanları kimlikleriyle inkar eden ve mütasyona uğramış kendi paradigmasını kabullenmeyen, içe kapanan bir Avrupa’da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar” diyerek endişelerini ifade etti.

Yeni Türkiye’nin Balkanlarla ilgili yaklaşımlarının değerlere dayalı ve uzun soluklu olduğunu belirten Brüksel Basın Müşaviri, Osmanlı yadigarı olan Müslüman topluluklarla ilişkilerde dahi karşılıklı saygı ve çok taraflı diyalog zemini aranmaktadır dedi. Bu bağlamda en önemli tehlikenin Müslüman toplulukların bu süreçlerle birlikte kimlik kaosuyla karşı karşıya kalmalarıdır diyen Filiz, Üsküp’te yoğun ilgiyle karşılandı.

On yıla yakın Avrupa’da lobicilik ve hak savunuculuğu yapmış olan ve özellikle farklı STK’larla birlikte Avrupa Konseyinde görev yürütmüş Filiz’e öğrencilerin soruları Moderatörlük yapan Husrev Emin’in katkılarıyla ulaştı. İlk defa Avrupa’da yetişmiş bir Türk’ün verdiği bu konferansa geç kalındığını belirten ve ilerki dönemlerde yenilenmesi gerektiğine vurgu yapan Emin, TC Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü çatısı altında bu çalışmaların yürütülmesinin aynı zamanda Yeni Türkiye’nin anlayış değişikliğine bağladığına işaret ederek memnuniyetini ifade etti.

 

Avrupa’nın en büyük iki tarihi travmaları olarak insanlık belleğine kazılan dünya savaşlarının tahribatları maddi ve manevi açıdan Avrupa ülkelerini nasıl yaraladıysa, bugün ki ırkçı ve islamofobik akımların etkisi etnik gruplar arasındaki ilişkileri yeniden yaralayarak yine nefret, şiddet ve barbarlıklarla sonuçlanacağına vurgu yapan Filiz şöyle devam etti “özellikle 11 Eylül saldırısıyla başlayan terör süreci çoğunluk toplumuyla Müslüman azınlıklar arasındaki makası açarak uçurumu derinleştirdi ve Avrupalı yurttaşlar ile Müslüman inancına ait gruplar arasında o güne kadar süregelen iyi niyet köprülerini yıktı. Medya organları ve bir kısım popülist politikacılar bazı teröristlerin eylemlerini Müslümanların geneline mal etmekten çekinmedi. 2005’te Danimarka’da yayınlanan Hz. Muhammed (SAV) karikatürleri gerilmiş olan bir durumu ateşlemiş oldu.

Tüm bu gelişmeler maalesef Avrupa’daki politik iklimi hem içerik hem de görüntü olarak değiştirdi. İslamofobik söylemin yerleşmesine ayrıeten hizmet edecek en belirgin gelişme Müslüman Gençlerin radikalleşme süreçleri ve İSID terörü oldu. Avrupa’nın ürünleri olan ve önemli bir kısmı dönme olan bu gençlerin ciddi araştırma konusu edilmeden (Kim Bunlar? Nerde ve nasıl yetiştirildiler? Hayat hikayeleri nedir? Neye hizmet ediyorlar?) kamuoyunu bu denli etkilemesi 11 Eylül benzeri sonuçlara neden olmuştur hatta 11 Eylül olaylarında ikinci dalga olarak ta okunabilir.”

 

Facebookta yorumla

Editör

Aktif Haber Belçika (www.aktif.be) Aktif Media öncülüğünde 2012 yılında, Türkçe ve Türk Kültürüne katkı sağlamak amacıyla Belçika'nın Başkenti Brüksel'de kurulmuştur. Tecrübe yıllarının ardından bugün yayın kuruluşumuz, Belçika'nın yanı sıra Avrupa'da yaşayan milyonlarca vatandaşımıza her ay yayınlarını ulaştırarak, gündemi takip ediyor.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu