Uncategorized

Belçika’da Krallık bitiyormu?

1339163116_Bel1Belçikalı siyasiler, krallığın artık sadece sembolik bir kurum olarak kalmasını istiyor. Kraliyet ise daha fazla yetki istemese de, en azından bulunduğu pozisyonu korumak için direniyor. Şu an Belçika kralı nerelere müdahale edebiliyor ve etki alanları nelerdir? 21 Temmuz tarihinde tahtı devralacak olan Filip’in ülke üzerinde ne kadar etkisi olabilecek?

Belçika Kralı Albert II’nin 21 Temmuz tarihinde tahtını oğlu Filip’e devredeceğini açıklamasının ardından kutlamalar için start verilse de, kulis arkasında kralın yetkileri tekrar gündeme geldi. Kraliyet’in tamamen pasif bir kurum olmasını açıktan dile getiren Yeni Flaman İttifakı (N-VA), devir teslim törenlerine de tam kadro katılmayacağını açıklamıştı. Başbakan Elio Di Rupo ise Albert II’ye teşekkür ederek yeni krala da başarılar diledi ve kutlamalar için her türlü çalışmaların yapılacağını açıkladı. Peki, masallardan bildiğimiz kral, Belçika’da ne iş yapar?


21 Temmuz tarihinde tacı giyecek olan Filip’in yetkileri, resmiyette Belçika’nın ilk kralı Leopold I’in yetkileri ile aynı olacak. 1830 yılında Belçika’nın kurulmasından sonra kral olan Leopold I, kral olsa da anayasaya bağlı idi. Ülke yine parlamentoyla yönetiliyor ve tam anlamıyla bir monarşi yoktu. Ancak resmiyette durum böyle olsa da, Filip artık daha çok sembolik olarak görevde kalacak. Bunun göstergesi de kralın bütçesinin görüşüldüğü federal toplantıda alınan karar oldu. Federal yetkileri yeni kralın bütçesini belirlerken, ilk kez kralın da vergilendirilmesine karar verdiler. Kral Filip, yıllık bütçesinden yüzde 7 ile 8 arasında devlete vergi verecek. Bu da kralın aslında her vatandaş gibi bu ülkenin bir vatandaşı olduğunu simgeleyen bir karar olarak kayıtlara geçmiş oldu.

Parlamento üzerindeki yetkileri

Resmiyette kraliyetin hükümetlerin kurulmasında rol alabileceği belirtilse de, kral bunu sadece federal hükümetin kurulmasında yapıyor. Federal seçimler sonrasında partiler arası görüşmelerde arabuluculuk ve bilgilendirici rollerde bulunabilen kral, hükümet için gerekli çoğunluğun bulunmasında destek sunuyor. Aynı zamanda bakanları kral belirleyip yine onları görevden alabiliyor. Resmiyette böyle görünse de, kralın direk bir bakan ataması veya bakanı görevden alması söz konusu değil ancak bakanlar görevlerine kraldan mazbata alarak başlıyor ve görev süreleri sonunda da krala bu mazbatayı teslim ediyor. Bir bakanın istifası söz konusu olduğunda ise kralın bu istifayı kabul etmeme hakkı da bulunuyor.

Hükümetin görev süresi boyunca da kral çıkarılan kanunların altına imza atma görevi bulunuyor. Parlamento’dan çıkan bir kanuna, kral imza atmadıkça bu kanun resmiyet kazanamıyor. Ancak kralın tek başına da bir kanun çıkarma yetkisi bulunmuyor.

Belçika kralı aynı zamanda ordunun başında bulunan kişi olarak biliniyor. Şahıslara soyluluk nişanesi verme hakkı da Belçika kralında bulunuyor. Bunlarla birlikte, kral bir mahkûmu serbest bırakma hakkına da sahip.

Resmiyette farklı, icraatta farklı

Kralın yetkileri anayasada belli ancak mevcut durumda buna uyulmuyor. Yani kralın müdahale edebileceği noktalar resmiyette farklıyken, icraatta daha da farklı. İcra atlara bakıldığında, resmiyette bulunan yetkilerin birçoğunun kullanılmadığını görüyoruz. Belçika’nın halen 1830 yılındaki anayasasını kullanmasının bu durumda etkisi oldukça fazla. Anayasayı değiştirmek yerine, ek maddelerle kralın yetki alanları kısıtlanabiliyor. Anayasa değişikliği oldukça karmaşık bir prosedür olmasından dolayı parlamentolar bu duruma çok yaklaşmıyor. Di Rupo hükümeti de anayasa değişikliği yerine çıkarılan torba yasalarla kralın yetki alanlarına müdahale ediyor. Bunun son örneği ise geçtiğimiz haftalarda yeni Kral Filip’e vergi mükellefiyeti verilmesi örnek gösterilebilir. Di Rupo hükümetinin son kararları, kraliyete tamamen karşı olanların da biraz da olsa hararetini almış durumda. Yeni yıllarda kraliyetin resmiyeti ile ilgili yeni kararların da alınması mümkün. Ancak Valon tarafının, Flaman tarafına göre kraliyet ailesini daha çok kabulleniyor olması Parlamento’da da zor günlerin yaşanacağını şimdiden gösteriyor. Zira yapılan bir ankette Flamanların sadece yarısının krala güveni olduğunu ortaya koymuştu. Valonlardaki güven ortalaması ise yüzde 66.

Belçika tarihindeki bazı krallar ve yetkileri

Leopold I

Leopold I Belçika’nın ilk kralıydı ve anayasaya bağlıydı. Ancak buna rağmen birçok kez kendi gücünü kullanmaya çalışmıştır. Dönemin hükümetlerin kurulmasında aktif rol oynamıştır. Leopold I, halen eski monarşik düzenin gelmesini isteyen krallardan biriydi. Hedefi, daha güçlü ve daha büyük bir Belçika’nın kralı olabilmekti.

Leopold II

İlk kralın çocuğu olarak tahta geçen Leopold II’nin daha az gücü ve etkisi vardı. Leopold II döneminde siyasiler çok daha fazla bağımsız şekilde hareket edebiliyorlardı. Ancak Leopold II krallığını Congo’da hissettirdi. Congo, kralın ilk özel mülkiyeti oldu ve daha sonra sömürge olarak Belçika’ya katıldı. Leopold II, aynı zamanda çok büyük inşaat planlarının sahibiydi. Brüksel’de büyük çalışmalar yapmayı planlıyordu ancak Parlamento’dan her zaman istediği bütçeyi alamıyordu.

Albert I

Belçika’nın üçüncü kralı Albert I, saltanatta yeri olmayan ancak Leopold II’nin varislerinin erken vefatıyla plansız şekilde tahta oturmasıyla biliniyor. Albert I, Belçika siyaseti üzerinde etkisi olmasını istemeyen bir kraldı. Ancak Albert I’in 1. Dünya Savaşı’nda ciddi bir rol üstlendiği de biliniyor. Albert ı, bu savaşta genelkurmay başkanı gibi görev almıştı. Bu görev Albert I’i halk arasında oldukça popüler yapmıştı.

Leopold III

Hükümetle arası ciddi şekilde açılan kral olarak biliniyor. 2. Dünya Savaşı sonrasında kral olan Leopold III, Parlamento’nun kararlarını tanımadığını belirtmiş ve İngiltere sürgününü kabul etmeyerek ülkede kalmıştı.

Boudewijn I

En uzun süre krallık yapanların başında Boudewijn I geliyor. Boudewijn, uzun süre tahtta kalmasından dolayı siyasete de etkisi oldukça fazlaydı. Hükümetlerin oluşumunda da tarafsız olmadığını göstererek birçok kez devreye girmekten çekinmemişti. Parlamento’nun kürtajı yasal hale getiren kararını imzalamayışı da tarihe bir not olarak düştü. Boudewijn de halk tarafından oldukça seviliyordu.

Albert II

Albert II de Albert I gibi doğal bir saltanat ile gelmedi tahta. Yaşlıydı ve uzun süre kral olmayacağı bekleniyordu. Aynı zamanda kraliyetin çok fazla tartışıldığı bir dönemde tahta oturmuştu. Bundan dolayı siyasi müdahalelerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştı. Ancak Dutroux olayına müdahil olduğu biliniyor. Aynı zamanda Sabena şirketinin iflasın da da işadamlarına seslenerek devreye girmişti.

Philippe I

Albert II’nin en büyük oğlu olan Philippe (Filip) ise en hararetli tartışmaların ortasında tahtı devralacak. N-VA’nın baskısıyla kraliyetin yetkilerinin birçoğu alınmak isteniyor. Aynı zamanda Philippe, vergi ödemek zorunda bırakıldı. Bununla birlikte kraliyetin çekirdek ailesi dışındaki akrabalara verilen fonlarda kesilmiş durumda. Belçika’nın bu gidişle yine kraliyet ülkesi olması ancak kralın daha çok sembolik biri olarak göreve devam etmesi bekleniyor.

 

HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!

Daha Fazla Göster

Editör

Aktif.be Belçika'da elde ettiği kitle ile hatrı sayılır bir okur sayısına ulaşmış ve Belçika'da Türkçe yayıncılıkta lider konuma yükselmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün