ManşetYazarlarımız

BEN SEN MİYİM, SEN BEN MİSİN?

Merhaba arkadaşlar, bu hafta islemek istediğim konu ise bizim aslında kim olduğumuzdur.

Kim olduğumuzu sorgularken dikkat çekmek istediğim konu ise, bizi biz yapan düşüncelerimizin aslında gerçekten bize ait olup olmadığıdır.

Ben sen miyim sen ben misin, biz kimiz?

 

Hepimiz muhakkak gün boyunca farklı kararlar almak zorunda kalıyoruz. Peki, bu aldığımız kararların hangisi gerçekten özgür irademizle alınan kararlar? Hangisi bizim? Hangisi dışarıdan etkilenerek aldığımız kararlar?

Aşağıda vermiş olduğum link çok önceleri izlemiş olduğum bir video ve sizin de muhakkak izlemenizi tavsiye ederim.

http://www.dailymotion.com/video/xfty3q_subliminal-ads-bilincalti-reklamlar_tech

 

“ Subliminal mesaj “ adını verdikleri bilinçaltı yönlendirme tekniğine birçoğumuz maalesef istemeden de olsa gün boyunca maruz kalıyoruz. Subliminal mesajın birçok yöntemi vardır. Benim en tehlikeli ve etkili bulduğum yöntem ise görsel olanıdır. “ 25.kare “

 

Bu konunun özellikle çocuk sahibi olan insanlar tarafından dikkate alınması gerekiyor. Çok masumane gördüğümüz çizgi filmlerde çocuklarımıza neler öğretiliyor hepimiz bilelim.

 

Birçok çizgi film karakterlinin nasıl oluştuğunu gelin hep beraber izleyelim.

https://www.youtube.com/watch?v=sV1lkIKp2j8

 

  1. KARE

Kişinin bilinçaltına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştim. En tehlikeli bulduğumda 25.kareyi kısaca özetliyeyim.

Gördüğümüz 1 saniyelik görüntü toplamda 24 kareden oluşmaktadır. Allah bizi böyle yaratmış sorgulamaya gerek yok. Fakat gözümüzün görmediği ama bilinçaltımızın gördüğü bir kare var iste ona da 25.kare diyorlar.

  1. karenin temel mantığı da mesajı bilinç-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanayisinde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25. karelerle bilinçaltınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabiliyorsunuz.

Göz bunları görmüyor ama saniyenin üç binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü bilinçaltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı 25. karelerle bilinçaltına göndermiş oluyor.

Farkındaysanız dünya üzerinde cinsellik, sapıklık artışta. Erkeklerin kadın gibi kadınların da erkek gibi davranması giyinmesi konuşması gezmesi ve bununda normal olarak gösterilmesi… çok tuhaf !

Genç yastaki çocukların cinsiyet tercihleri erkeğin kadına, kadınında erkeğe olan ilgisinin azalması, ayni cinsle evliliğin meşrulaştırılması. Bunlar tesadüf değil.

PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ BU 25. KARELERDEN?

Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?

Cevabı çok basit; Çünkü gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü kişi, bilinçli bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya reddediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek olarak getirilmiş oluyor.

Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızın tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut reddetme gibi bir olanağımız var mı? Elbette hayır.

İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin bilinçli tercih hakkını gasp ederek, onları gizlice zehirlemek!

Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını çok iyi biliyorlar. 1900’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanalistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak  “İnsanı nasıl etkileyebiliriz” sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticari hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu bilinçaltı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.

 

Araştırmalarım sonucunda bu olayın çok farklı yerlere gittiğini gördüm. Ancak bu kadarını paylaşmayı uygun bulduğum için, biraz alıntı birazda kendi birikimlerimi sizinle paylaştım.

 

Küçümsenecek ve önemsenmeyecek bir konu değildir kesinlikle.

Bilgisini paylaşmak isteyen, bizzat yaşadığı olayı paylaşmak isteyen veyahut aklına takılan bir konu var ise lütfen bana ulaşın.

Yakup.demir@aktif.be mail adresinden ulaşabilir.

 

Vakit ayırıp okudunuz için teşekkür ederim.

HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!

Daha Fazla Göster

Editör

Aktif.be Belçika'da elde ettiği kitle ile hatrı sayılır bir okur sayısına ulaşmış ve Belçika'da Türkçe yayıncılıkta lider konuma yükselmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün