Yazarlarımız

BEN SURİYELİ MÜLTECİ BİR ÇOCUĞUM

– Fatma, buraya gelir misin kızım?

 

– Ne oldu anne, oynuyorum.

 

– Gel yanıma.

O çocukla oynamanı istemiyorum. Her yeri kirli ve yırtık, saçları da darmadağın, bitlidir kesin.

 

– Ama yazık ona…

 

– Yazık felan değil, annesi temiz tutsaydı!

 

 

Diğer çocuk Fatma’nın kendisinden uzaklaştığını fark edince, neden öyle davrandığını merak etti:

 

– Neden benimle kaydırakta kaymıyorsun?

 

– Canım istemiyor artık.

 

– Ama bir saattir oynuyorduk.

 

– Lütfen, uzak dur benden.

 

 

– Sana ne yaptım ki?

 

 

– Kirli olduğun için, annem seninle oynamama izin vermiyor.

 

– … (Küçük kız bu duruma çok üzülmüştü ve cesaretini toplayıp parkın sağ tarafında ki bankın üzerinde oturan Fatma’nın annesine doğru gitti.) .

 

– Teyze?

 

– Nerden teyzen oluyorum? Git burdan!

 

– Neden kalbiniz kötü ve sert zincirlerle bağlı? Gözlerinizde, camları kötülükle kaplı gözlükler var sizin.

Kırın o zincirleri, çıkartın o gözlükleri, bir anneye yakışmıyor bunlar.

 

 

– Ne ukala bir çocuksun sen!

 

– Hayır ben ukala bir çocuk değilim!

Ben Suriyeli mülteci  bir çocuğum…

Neden kirli ve yırtık kıyaftli olduğumu öğretmek ister misin teyze?

 

– (sessizlik ve merak var teyzede)

 

– Siz hiç aniden sabah erkenden yatağınızı, odanızı, evinizi, memleketinizi, ülkenizi terketmek zorunda kaldınız mı? Kendi ülkenizde, bir iç savaş yaşadınız mı? Kendi lideriniz tarafından kurşun yediniz mi? “Ben Müslüman örgütüyüm” diyen teröristler tarafından, gözünüzün önünde insanlar katledildi mi?

Geleceğe dair onca hayaliniz varken, yarınınız garanti altında olmayan bir ülkeye göç ettiniz mi?

Çocuk yaşta savaşı, korkuyu, açlığı, hastalığı aynı anda yaşadınız mı?

Başka bir çocuğun giyinmediği kıyafeti, oynamadığı oyuncağı çaresizlikten hiç sahiplendiniz mi?

Size hiç “pis mülteci, ülkemize neden geldin, defol” denildi mi?

Daha kötüsü, kendi askerleriniz tarafından ve gözününüz önünde, anneniz öldürülüp, öksüz bırakıldınız mı?

Tek derdi çocuklarını kurtarmak ve çareyi Türkiye’ye sığınmakla bulan bir babanız oldu mu?

 

Soruyorum size, bunların hiç birini yaşadınız mı?

 

-…

 

– Ben daha 10 yaşındayım ve hepsini yaşadım.

Kıyafetlerime gelince, evet, onlar yırtık ve pis. Çünkü annem yanımızda değil, Cennet’te bizi bekliyor. Ve sığındığımız kamp yerinde babam çamaşır yıkamaktan utandığı için…

 

– Sus yavrum (Fatma’nın annesi artık dinleyemiyordu.)

 

– Ben sussam, siz beni anlayacak mısınız?

Besleme olarak yaşamanın ne olduğunu bilecek misiniz? Sizler için bizler ülkenizi kemirmeye gelen zavallılar değil miyiz? Bizler misafiriz sadece…

Kapınızı tıklayan konuklara böyle mi davranıyorsunuz siz?

Evet, her toplumda olduğu gibi bizlerden de yapılan iyiliği kötüye kullananlar var. Fakat bu işte biz çocukların suçu ne?

Çocuk olarak, Cumhurbaşkan Erdoğan’ı ve Başbakan Davutoğlu’nu  bizleri kabul ettikleri için teşekkür ediyorum. Komşusu açken, göz yummayıp, duyarlı oldukları için.

 

 

Evet sayın okurlar, yazılacak o kadar çok şey var ki… Sustuklarımdan anlayın…

Ve gündem çok karışık ve fırsat kollayanlar için o kadar ideal ki, birbirimizi kenetlenmemiz gereken zamanlardayız…

 

Baş örtü örtme yasağını uygulayan değil de, takmak veya takmamak özgürlüğünü uygulayan ülkeme ve yönetenlerine sevgilerimi yolluyorum.

 

Ve ben de Dünya 5’ten büyük diyor yazıma son veriyorum.

 

 

Saygılarımla,

 

 

 

Arife Beyhan

25/09/2014

CHERATTE

 

HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!

Etiketler
Daha Fazla Göster

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün