fbpx
Yazarlarımız

BİZİM EVİMİZ NERESİ?

Ev… Bir kimsenin veya bir ailenin içinde yaşadığı yer, konut. Peki ev sadece dört duvardan oluşan, içerisinde eşya olan bir yapı mıdır? Yasadığımız ülke, doğduğumuz ülke, köklerimizin bağlı olduğu ülke de bizim evimiz değil midir? Bizim evimiz neresi? Türkiye mi, Belçika mi? Doğduğumuz yer mi, her yaz tatile gittiğimiz yer mi?

Aslında “Belçika’da yetişen gençliğin suçlusu kim?” Yazımda ifade ettiğim gibi, iki kültür arasında bocalamak sorunlarımızdan biri idi, kimlik sorunu yaşamak gibi.

Bir aile düşünün: anne-baba ayrılmış, ve çocuklarını. Çocuk hafta içi annede kalıyor, hafta sonu ise babada. Bu çocuğun evi neresi? Nerede kendini yabancı hissetmeyecek? Nereye gitse eksik olmaz mı? Pazartesi günü yattığı yatağı, cumartesi günü bulabilecek mi? Bizler de, Belçika’da doğmuş büyümüş insanlar öyleyiz biraz…

Çocukken tatile gittiğimizde, annem beni memleketim olan Karaman’da bulunan “Dikbasan” camisine yollardı. Ve hoca bana nerden geldiğimi sorduğunda “ben Karamanlıyım ama Belçika’dan geliyorum” dememi bitirmeden bana “ha sen Alamancısın” demişti. Çocuk aklım ile, ilk kez kendimi Türkiye’de yabancı hissetmiştim. Belçika’da zaten yabancı olduğumu bebekliğimden beri biliyordum, çünkü bunu bizlere hep hissettiriyorlardı.. .

Başlangıçta tamamen ekonomik amaçlı ve kısa vadeli olan göçümüz, bugün bizleri bir kimlik krizine ve bir kimlik arayışı içerisine sokmaktadır. Ne kadar hayır, ben kimlik sorunu yasamıyorum desek de, bence herkes, en az bir kere hissetmiştir o krizi. “Hem o hem bu” veya “ne o ne bu” geçiş halinde olabiliyoruz. Hatta çoğu kez “ben kimim?”, “Türk müyüm yoksa Belçikalı mı?” şeklinde de sorular sorabiliyoruz iç dünyamızda, haksız mıyım? Peki bu kimlik sorunundan nasıl çıkabiliriz? Çocuklarımız, bu sorunları yasmamaları için ne yapabiliriz?

Bence, Dünyayı severek. Biz insanların nerede olursak olalım bir amaç için geldiğimizi unutmayarak. Hiç bir toprak, hiç kimseye ait değildir. Kim ne götürüyor kefeninden başka? Her nerede olursak olalım, kendimizi oraya ait hissedelim. Eğer kendi içimizde böyle düşünebilirsek, kimlik sorunumuzu azaltabiliriz. Bulunduğumuz ülkede, değerlerimizi kaybetmeden entegre olarak. Her iki toplumdan da kopmayarak. Her ikisinden de iyi yönleri alarak. Unutmayın, bizler hem Türkiye ve hem Belçika için zenginlikler katan insanlarız. İki ana dili olan kaç kişi var bu dünyada? Yabancı dili olan çoktur ama “2 ana dili” olan azdır. Kendimizi değerli hissedelim, yabancı değil…

Ve sizlere, nerelisin diye soru sorulduğunda” Belgo-Türküm” söyleyebilme cesaretini diliyorum (ben söylüyorum soranlara)… Hürmetlerimle.

Arife Beyhan

Hayalimde ki o beyaz trenle Gidip geliyorum aslında Belçika-Türkiye arasında Nerde yabancıyım bilmiyorum yeminle…

Arife BEYHAN

HADİ HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!
Etiketler
Daha Fazla Göster

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün