ManşetYazarlarımız

ÇANAKKALE ZAFERİ 100.ÜNCÜ YILINDA

– Anne, seninle önemli bir konu konuşmak istiyorum..

– Tabii Diana, gel salona geçelim. Gelirken de süt getirebilir misin? Çayı sütsüz içemiyorum.

– Buyur anne.

– Thanks kızım. Dinliyorum seni, nedir bu önemli konu?

– Aslına nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum.

Hatırlıyor musun: tıp fakültesinde son senemde sizleri Ömer diye bir arkadaşımla tanıştırmıştım.

– Evet, hatırlıyorum. Yakışıklı, kibar bir çocuk. Bridge üniversitesinde cerrah. Türk?

– Evet anne.

– Ee ne olmuş?

– Şey…

– Diana! Sakın korktuğumu söyleme!

– Biz Ömerle evlenmeye karar verdik, hatta nikah için tarih aldık.

– Inanmıyorum! Benim kızım, asil bir hristiyan İngiliz kızı, barbar bir Müslüman Türkle mi evlenme hayalleri kuruyor?

– Hayal değil anne, tarih aldık diyorum sana. Daha demin kibar çocuk diye tarif ettin kendisini.

– Izin vermiyorum efendim. Seni babasız büyüttüm, bir yobazla evlenmen için bu günlere getirmedim. Üstelik bu Türk erkekler maço olur, kesin seni Müslüman yapmak ister bu.

Aaaaaaaaaaaaa…

– Bağırma anne, kararım kesin.

– Aaaaaaaaaa…

– Büyükbabamı uyandıracaksın, sus lütfen.

– Uyansın, uyansın da torununun rezilliğini görsün, babaaaaa…

– Ne oluyor? Neden bağırıyorsun Agatha?

– Gel baba, asıl İngiliz soyundan gelen Diana Brown torunun kararını dinle.

– Ne kararı Diana’m, anlat.

– Dede … Ben bir Türk ile evlenmeye karar verdim.

– …

– Baba neden sessiz kalıyorsun. Bütün mirasından mahrum edeceğini söylesene bu barbarla evlendiği taktirde!

– Sus Agatha!

– Baba…

– Sus dedim. Ufak beyninle bencil kararların sana kalsın. Türklerin barbar olduğunu nerden çıkardın?

– Medya’dan takip ediyorum!

– Evet, orada gösterilen hep doğru ya!!!

– Şimdi oturun ikiniz de yanıma, ve beni iyice dinleyin.

Yıl 1915, Çanakkale savaşı…

 

Dedem, Charles Brown Çanakkale savaşında savaşan binlerce askerlerden biriydi.

Savaşa başlamadan önce onlara: Türklerin barbar olduğunu ve Hristiyan dünyasını yakıp yıkacaklarını demişti belirli güçler. Ve bütün Hristiyan askerler, bu barbarlardan kurtulma sevdası ile bu savaşa katıldılar.

Teknolojik yönden, İngilizler Türklere karşı çok üstündü hatta sayı bakımından da fazlalardı.

Fakat gün geçtikçe bu Türklerin sayısı bitmiyordu…

Dedem ilk başta barbarlıktan böyle saldırdıklarını düşünüyordu. Fakat sonradan öğreniyor ki bu Türklerde Vatan sevgisi o kadar büyük ve derin ki Ilahi bir güç bunlara yardımcı oluyordu.

– Baba, anlattıklarını nerden duydun? Hikâye, dinleyecek vaktim yok.

– Dedem kendisi anlattı, otur dedim sana, mirasımdan şimdi seni mahrum edeceğim!

IMG_9684Savaş esnasında, İngilizler Türklere vurmuş, Türkler Ingilizlere. Dedem, bir şey farketmiş: Türklerin savaşma adabı varmış. Ve savaşırken sürekli “Allah, Allah, Allah” derlermiş, ve bu ona çok tuhaf gelirmiş.

Bir gün bir çatışma esnasında, dedem göğsünden vurulmuş, sadece o değil bir çok arkadaşı o gün ölmüş hayatta kalan diğer İngiliz askerleri ise yaralıları çadıra götürmek yerine oradan kaçıp yardıma muhtaç, kendi kanlarından askerleri ölüme terketmişler.

Kan kaybından dedem bayılmış, gözlerini açtığında ise etrafında hiç tanımadığı askerler varmış.

Hemen gözlerini büyükçe açmamış. Önce onları dinlemiş.

Kimisi namaz kılıyormuş, kimisi Kur’an okuyormuş, kimisi mektup okuyup ağlıyormuş, kimisi ise yaralı arkadaşlarının yarasını sarıyormuş. Havada ise değişik ama güzel bir koku varmış. Dedem şöyle bir IMG_9682düşünmüş, İngiliz askerlerin olduğu çadırlarda çok daha farklı şeyler oluyordu: kumar oynayanlar, alkol içenler, birbirlerine küfür edenler… Burası çok bambaşka bir yerdi sanki.

Genç askerin biri dedemin uyandığını farkedince, ingilizce ona nasıl olduğunu sormuş. Dedem çok şaşırmış. Sonra ona bir yemek tabağı uzatmış, dedem daha çok şaşırmış. Kendilerinin az yemeklerinin olduğunu biliyordu dedem, olmadığı halde nasıl paylaşırlardı?

Dedem askere sormuş “Beni neden öldürmediniz, neden yaramı sarıp kurtardınız? Ve neden benimle yemeğinizi paylaşıyorsunuz?”.

Asker şöyle cevap vermiş: ” Biz Türkler sizin sandığınız gibi barbar değiliz. Yaralı bir insanı, düşman da olsa o halde bırakmayız”.

IMG_9685Dedem orada çok utanmış, kendi İngiliz asker arkadaşları onu yaralı bir şekilde terketmişlerdi fakat barbar sandığı düşmanları ona yardım eli uzatmıştı…

 

İşte kızım, barbar sandığın bu insanlar, dedemizin hayatını kurtardılar. Ve onu Ingiltere’ye yolladılar, dönüşünde de dedem çok zengin oldu. Ve hep şöyle derdi: “Bu Servete belki hiç sahip olamayacaktım, Türkler beni kurtarmasaydı, Ingiltere’ye dönmeyecektim”…

Yani bugün sahip olduğumuz bu koca servete Türklere borçluyuz kızım!

Kızının, korkak bir İngilizle mi evlenmesini istersin yoksa “Vatan sevgisi ile canını feda eden yiğit, merhametli bir Türkle mi?”.

– Ne diyeceğimi bilemiyorum, şaşkınım…

– Şaşkınsın çünkü Müslümanlar-Türkler hakkında yanlış bilgilere sahipsin.

Dünyada neler olup bitiyor bir baksane kızım. Öldürülen masum çocuklar, Müslüman çocukları. Özgürlükleri kısıtlanan kadınlar, Müslüman kadınları. Toprakları işgal edilen halk, Müslüman halkı! Peki kimler tarafından?.. Akıllı ol kızım. Bu insanlar barbar değiller.

Bu sene Çanakkale 100.üncü yılında, kim derdi ki torunum karşıma bir Türk damadı getirecek? Hayat böyle mucizelerle dolu işte…

Söyle kızım Ömer’e, yarın tanışmak için gelsin.

Aaaahh Çanakkale..

Evet Çanakkale bir medeniyetin ön sözü , Çanakkale  Çanakkale..

Çanakkale  nedir?

Aşktır Çanakkale,  vefadır, ızdıraptır,  hasrettir..

Çanakkale duadır, duygudur, gözyaşıdır, kardeşliktir, ölmektir ve hep diri kalabilmektir, medeniyettir Çanakkale gelecektir…

Çanakkale  bütün bu duyguların birbirine karıştığı yerdir.

İstanbullu Ahmet Rıfkı, Yozgatlı Kınalı Hasan, Diyarbakırlı Şehmuz , Denizlili Yahya, Trakyalı Mıstık… O koca yürekli Seyyit Onbaşı… Daha binlercesi. Allah kardeş etmişti bizi. Türküyle Kürdüyle, Arabıyla, Boşnağıyla… İmanın bize verdiği kardeşlik duygusuyla. Şahadet aşkı ve Vatan aşkıyla..

Tek bir inançla. Çanakkale geçilmemeliydi. Tüm bir ümmet için Çanakkale geçilmemeliydi.

ÇANAKKALE GEÇİLMEEEEZ ve de GEÇİLEMEDİ..

Evet 18 Mart 2015 Çanakkale zaferinin 100.yılı ve toprak altında yatan nice kefensiz ecdadımızın anısına.

Saygılarımla,

Arife Beyhan – 17 Mart 2015/Liège

 

 

HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!

Daha Fazla Göster

Editör

Aktif.be Belçika'da elde ettiği kitle ile hatrı sayılır bir okur sayısına ulaşmış ve Belçika'da Türkçe yayıncılıkta lider konuma yükselmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün