-
Uncategorized

Çözüm Süreci’nin PETRO-DOLAR ANALİZİ

ABD işgali sonrası yeni kurulan Irak’ta Bağdat’la Erbil arasındaki anlaşmaya göre Kürtler her yıl merkezi hükümetten bir miktar pay alıyor. Yılda yaklaşık 30 milyar dolar kadar. Ancak bir petrol denizi üzerindeki Kuzey Irak’ın 2017’deki petrol gelirlerinin tek başına 138 milyar dolar olacağı hesaplanıyor.

İşte tam bu rakamların konuşulduğu bir dönemde bölgede önemli gelişmeler var. Irak’ın iyice Şii İran hakimiyetine girmesi ve bölgede Akdeniz’e kadar uzanan Şİİ duvarı, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi, Kuzey Irak’ın Türkiye’ye Bağdat’tan bağımsız bir petrol boru hattı uzatmak istemesi, Türkiye’de ÇÖZÜM SÜRECİ…

Milliyet’ten Güneri Civaoğlu, bölgenin ekonomik göstergeler ve stratejik planlar üzerinden bir fotoğrafını çekti…

Çözüm süreci “büyük fotoğrafın” sadece yüzeydeki görüntüsü.
Bir de yerin altındaki görüntü var.
Orada dünyanın -bilinen en büyük petrol rezervlerinden biri uzanıyor.
ABD müdahalesinden sonra Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak eksenli yeni anayasada, ülkenin petrol rezervlerinden gelen paranın her yıl yüzde 17’sinin Kuzey Irak Kürt yönetimine verilmesi öngörülmüştü.
Bağdat yönetimi hiç çalım atmadan bu parayı Erbil yönetimine trink trink ödüyor.
Yılda 30 milyar dolar gibi büyük bir meblağ.
Kuzey Irak bölgesinin kalkınmasına önemli bir katkı bu.
Kuzey Irak muazzam bir şantiye.
Her yerde inşaat.
Oteller, AVM’ler…
Sadece Erbil Havalimanı 500 milyon dolarlık.
İnşaatı bir Türk firması aldı.
Bir havalimanı daha yapılmakta.
Fakat…
En önemlisi Kürt yönetiminin topraklarında yüzlerce petrol kuyusu açıldı.
Yenileri de açılmakta.
Bu yılki petrol gelirinin 17 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
Önümüzdeki yıllarda katlanarak büyümesi öngörülmekte.
2017 yılında 138 milyar dolara yükseleceği hesaplanıyor.
Erbil’in matematiği bu nedenle yeni anayasa ile artık yol ayrımında.
Bir yanda 138 milyar dolar, öte yanda anayasayla öngörülen paylaşım nedeniyle gelecek 30-40 milyar dolar…
Erbil, elbette birinciyi tercih ediyor.
Bu da başkent Bağdat’taki Maliki yönetiminin merkezi hükümetini öfkelendirmekte.

WASHINGTON VE KUDÜS
Kuzey Irak’ın bu Bağdat’tan bağımsız kendi topraklarından petrol gelirlerinde Musul ve Kerkük petrolleri yok.
Musul zaten Bağdat yönetiminde.
Kerkük’ün geleceği ise anayasada düzenlenen “referanduma” bağlı.
Ancak…
Bağdat yönetimi, Amerikalıların işgal yıllarında Kürtlerin Kerkük’te nüfus kayıtlarını imha ettiği ve Kerkük’e yerleştirilen göçmen Kürtlerle nüfus yapısının değiştirildiği iddiasıyla referanduma yanaşmıyor.

Musul ve Kerkük’ten Türkiye’de Yumurtalık tesislerine akan petrol boru hattı kapalı.
Çünkü…
Bu hat çoğunlukla Irak’ın Arap bölgelerinden geçerek Türkiye sınırına gelmekte.
Yani…

Kuzey Irak Kürt yönetiminin hesaplarında Musul-Kerkük yok.
Sadece -tartışmasız- kendisine bırakılmış topraklarda açtığı ve açacağı petrol kuyularına dayanıyor.

Çıkartacağı petrolü akıtmak için yeni ve çok daha yüksek debili bir yeni petrol hattını Türkiye’ye akıtmak projesinin eli kulağında.

Türkiye’yle “çıkar birliği” iki coğrafya arasında “yapıştırıcı” rol oyuyor.
Petrolün dışında ekonominin diğer boyutlarında da Türkiye’nin adeta bir uzantısına dönüşmekte.

AKDENİZ’E Şİİ DUVARI

Bu yakınlaşma Maliki’yi -fazlasıyla- rahatsız etmekte.
Kuzey Irak’ın Türkiye’ye yaslanması karşısında nüfusunun yüzde 65’i Şii olan Irak Başbakanı -Şii- Maliki de -Şii- İran’ı arkasına almaya yöneldi.
İran’ın komşu Irak’ta etkisi büyüyor.
Irak üzerinden Lübnan Şiilerine, Şii Hizbullah’a ve onun üzerinden Esad’ın yönetimindeki Suriye’nin çoğunluğu Alevi olan bölgesine dokunabiliyor.

MUSUL VE KERKÜK HARİÇ

Bu Şii egemen bölgenin genişlediği Akdeniz’e burnunun dibinden uzanan Şii koridorunu, İsrail mutlaka kırılması gereken bir tehdit olarak algılamakta.

Amerika da şu haliyle bile hazmı zor bir İran’ın nükleer silah üretimi eşiğinde olmanın yanı sıra bir de Akdeniz’e uzanan Şii koridoru oluşturmasına elbette hiç iyi gözle bakmamakta.

ABD ve İsrail’in mercekleriyle Kuzey Irak Kürt yönetiminin petrol geliri iştahıyla tetiklenen bu görüntü hesaplarına uymuyor.

Gene bu nedenle Kuzey Irak’la Türkiye’nin -kendilerince- “olması gerekenden fazla” yakınlaşmaları tedirginlik veriyor.

Barzani yönetimi Amerika’nın tedirginliğine karşı biraz da Rusya’dan destek almak için taktik hamleler yapmakta.

Rusların dev enerji şirketi Gasprom’a yüzde 1 petrol hissesi verilmesi simgesel ama büyümeye açık bir hamle. Oyuna Rusya’yı da sokuyor.
İsrail ise -görünmeden- ama bütün zamanlarda oyunun içinde.

İşte böyle büyük ve süperlerin de rol aldığı oyunun içinde ilerlemek durumunda “çözüm süreci…”

Türkiye senaryodaki kendi sayfalarını, kendisi ve -gerçekçi- olarak yazmalıdır.
Petrol gürül gürül para akıtırken bu dünyada gencecik bedenlerin yitirilmesi, anaların, eşlerin, çocukların gözyaşları kimileri için “ihmal edilebilir istatistik rakamlardır.”

Facebookta yorumla

Editör

Aktif Haber Belçika (www.aktif.be) Aktif Media öncülüğünde 2012 yılında, Türkçe ve Türk Kültürüne katkı sağlamak amacıyla Belçika'nın Başkenti Brüksel'de kurulmuştur. Tecrübe yıllarının ardından bugün yayın kuruluşumuz, Belçika'nın yanı sıra Avrupa'da yaşayan milyonlarca vatandaşımıza her ay yayınlarını ulaştırarak, gündemi takip ediyor.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu