fbpx
ManşetYazarlarımız

GÖZLERINDEKİ O MUTLULUK AYNI IŞIK İLE PARLIYOR

– Abdulsamet, koş… Belçika’dan beyaz, başörtülü Türk kadınlar gelmiş, şeker ve siyah bir çubuk dağıtıyorlar, bize de versinler.

– Kimlermiş bunlar ya? Hani okullar yapıp sadece zenginleri okutan Türkler ‘den mi?

– Hayır ya, bunlar Müslümanların hiç birini ayırt etmeyen yardım sever insanlar. Altın Çocuklar Liège mi ne dedi biri gruplarına. Hadiii, bize şeker kalmayacak.

– Tamam, yavaş koş yetişemiyorum…

Abdulsamet ve Ali, Tanzanya’da doğmuş büyümüş iki kardeş. Afrika’nın fakir, yoksul ve çöl olan bir mahallesinde, 2 gözlü ve çatısı olmayan bir evde 8 kardeşleri ve anne-babaları ile yaşıyorlar. Fakir ve yoksul olmalarına rağmen, mutluluğu ve güler yüzlülüğü hiç eksik etmeyen çocuklar…

Bahsettikleri bu bayanlar ise, her yıl yardım toplayıp onları dağıtmak üzere Tanzanya’ya bir haftalığına gitmeyi alışkanlık haline getirmiş Belçika’da ikamet eden Türk bayanlar. Toplu bir para ile gelip, belirli yerlerde paylaştırıyorlar: yetimhaneye, muhtaç sahibi ailelere, inşa edilen bir Türk okuluna ve her yıl kuyu açtırmayı da ihmal etmiyorlar… Mazlumun mutluluğundan mutlu olmak ne kadar özel ve güzel…

– Ali bu kadınlar ne kadar beyazlar. Acaba günde 5-6 kez yıkanıyorlar mı? O kadar suyu nerden buluyorlar acaba? Biz 1 aydır su yüzü görmedik…

– Yıkanmaktan beyaz değiller, doğuştan böyleler, babam demişti. Bazıları beyaz, bazıları da bizim gibi siyah doğarmış.

– Hadi ya. Fark ettin mi, kokuları da değişik. Ne güzel kokuyorlar öyle. Ben büyüyünce beyaz bir kadın ile evleneceğim.

arife beyhan (4)
Resmi büyütmek için tıklayınız

– Abdulsamet, ne kadar geniş bir hayal gücün var. Onlar da seni sırada beklerler artık. (Ali gülerek kardeşinden dalga geçiyordu).

– Hayallerin olmadığı yerde mutluluk olmaz. Ben hayallerimde neler yaşıyorum bir bilsen. Şöyle büyük bir evimiz var, annem bizim yüzümüzden hiç aç kalmıyor hatta beyaz tenli bir kadın evin işlerini yapıyor. Her gün yemek yiyoruz, hani senede bir kere et yiyoruz ya işte her gün et yenen sofralar kurulan bir ev. Hiç susuzluk çekmediğimiz bir dünya…

– Aman ne olur sus, şeker kalmayacak bize, ilerle de sıramızı kimseye kaptırmayalım.

Sıra Ali’ye ve Abdulsamet’e gelmişti.

– Bayan, size soru sorabilir miyim?

– Tabii ki canım benim, ama önce ismini söyle.

– Abdulsamet

– Ne kadar şirinsin öyle sen, gözlerinin içi gülüyor. Sor hadi canım sorunu.

– Neden güzel kokuyorsunuz?

Fatma Hanım çok güldü bu soruya. Abdulsamet’i çok tatlı ve zeki buldu.

– Çünkü Müslümanım ve Müslümanların kokusu namazdır…

– Aaa ben namaz kılacağım o zaman…

arife beyhan (5)
Resmi büyütmek için tıklayınız

– Esma, gel bi kızım. Burada çok sevimli bir çocuk var. Aileleri ziyaret ederken, bu çocuğun ailesini de ziyaret edelim. Temel gıda paketinden götürelim. Çocuğun adresini alsın görevliler.

– Al bu çikolatayı Abdulsamet.

– Biz de kardeşim ile bunu merak ediyorduk. Teşekkür ederim.

– Rica ederim, az sonra sizi ziyaret edeceğiz.

Abdulsamet ve Ali mutlu bir halde koşarak evlerine gittiler. Sabırsızlıkla beyaz kadınların gelmelerini bekliyorlardı ki bir jeep gözüktü tozlu yolda…

– Selamün Aleyküm

– Aleyküm Selam

– Biz Belçika’dan geldik. Abdulsamet ve Ali ile az önce tanıştık. Ne kadar zeki çocuklarınız var. Size paket getirdik, kabul eder misiniz?

arife beyhan (3)
Resmi büyütmek için tıklayınız

– Allah razı olsun. Etmez miyiz? Çocuklarım iki gündür açlar… Allah tuttuğunuzu altın etsin, bu yardımlaşmada emeği olan herkesten Allah razı olsun. Bizden lütfen selam götürün orda ki Müslüman kardeşlerimize. Kucağımda ki bu bebeğim bir haftadır göğsümü boş emiyor, sütüm açlıktan kesildi. Benim açlığım önemli değil, ama bebeğimin boş yere emmesi beni kahrediyor. Çok teşekkür ederim, elinizi öpebilir miyim?

– Lütfen, asıl sizin ellerinizi ben öpmek istiyorum. Lütfen ağlamayın, biz buraya paylaşım için geldik. Şu zarf sizin için, içinde bir miktar para var. Bir kaç ay ihtiyaçlarınızı karşılarsınız. Ayrıca Abdulsamet’i ve Ali’yi okutmak istiyoruz. Bütün masraflarını biz üstleniyoruz.

– Allah razı olsun (Afrikalı anne mutluluktan ağlıyordu).

– Abdulsamet, gel canım, öpüyüm seni. Gitmemiz gerekiyor artık. Okumanı istiyorum ve o gözlerinde ki mutluluğu hiç kaybetme olur mu?

– Kaybetmem, söz. Kokunu asla unutmayacağım abla…

Aradan yıllar geçti… Abdulsamet büyüdü, okudu ve Tanzanya’nın başbakanı oldu. Fatma Hanım ise 80 yaşına girmişti. Kızı Esma ile Belçika’da mütevazı bir yaşam sürmektelerdi. Bir gün Fatma hanımın telefonu çaldı, telefonda ki ses, bir saat sonra Tanzanya’nın başbakanının kendilerini ziyaret edeceğini söylüyordu. Kendileri ile dalga edildiğini düşünürlerken kapı çaldı…

– Fatma Hanım?

– Hayır, ben kızıyım. Kimsiniz?

– Fatma Hanım ile görüşebilir miyim?

– Annee, gelir misin?

– Evet, buyurun?

– Fatma Hanım, beni tanıdınız mı?

– Abdulsamet? Unutur muyum seni hiç? Gözlerindeki o mutluluk ayni ışık ile parlıyor.

– Ablam, ellerini öpmeye geldim. Canım ablam, elleri öpülesi ablam, kokusu aynı Cennet kokusu olan ablam. Afrika ulusal kanalı ile geldim. Beni sessizce okutup, başbakan yapan kahraman Fatma ablamı Dünya’ya tanıtmak istedim…

Bu sefer Fatma Hanım mutluluktan ağlıyordu…

Evet, bugün size Afrika’dan bir hikâye ile karşınızdayım. Afrika nedir? Sadece kıtalardan biri midir? Size Afrika nedir diye sorulsa ne cevap verirdiniz? Bana sorulsa şöyle cevap veririm:

arife beyhan (2)
Resmi büyütmek için tıklayınız

Afrika; İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin yıllarca sömürgesi altında yaşamış bir kıtadır. Bu durum, yıllarca süren iç çatışmalar ve savaşlar sebebi olmuş, bu da açlığı ve yoksulluğu artırmıştır. Ve bunun en büyük bedelini ödeyenler ise Afrikalı çocuklardır, dünyanın en masum ve savunmasız varlıkları… Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen, hayatın umut dolu ve gülen yüzleri olmayı başarabiliyorlar. Afrika’da her on saniyede bir çocuk, yetersiz beslenme ve önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor… Belki dünyanın diğer çocukları kadar şanslı değiller, geleceğe onlar kadar umutlu bakamıyorlar belki ama bu topraklarda çocuk olarak, her şeye rağmen gülümseyerek ne kadar güçlü olduklarını gösteriyorlar dünyaya… İşte özetlemem gerekiyorsa benim için Afrika budur…

arife beyhan (1)
Resmi büyütmek için tıklayınız

Bizler kalan yemeklerimizi utanmadan çöpe atarken, Afrika’da ki masum çocuklar bir ekmeğe, bir damla suya muhtaç durumda… Bunun günahını nerede vereceğiz? Bu kadar bolluğun içinde şükür etmezken, sürekli fazlasını isterken, bazı çocuklar açlıktan ölürken, bizim bu halimiz nedir? Bencillik değil mi?

Gelin hep beraber onlara yardım edelim. Damlaya damlaya göl olur derler… Bu vesile ile bütün bayanları Altın Çocuklar Liège grubumuzun düzenleyeceği 8 Mart’ta ki büyük kermesimize davet etmek istiyorum. Hikâyede kaleme aldığım kahramanlar ise gerçektir… Bu kermeste, öğrencilerimiz gösteri yapacaklardır ayrıca kermes köşemiz ve yemek köşemiz de olacaktır. Ve bütün gelirimiz Tanzanya’ya ve Suriye’ye gidecektir. Daha fazla bilgi almak isteyen, bizi Altın çocuklar Liège Facebook profilinden takip edebilir…

Mazlumun mutluluğu olmamız dileğim ile saygılarımla…

25/02/2014 CHERATTE

Arife BEYHAN

HADİ HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!
Etiketler
Daha Fazla Göster

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün