-
Yazarlarımız

Haksız fiil -Av. Özlem Ağca

Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı bir şekilde diğer bir kişinin malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana gelmesine neden olan eylemdir.

Bir haksız fiilden bahsedilebilmesi için zarara sebep olan fiilin öncelikle hukuka aykırı olması gerekir.

 

Haksız fiilin ilk kurucu unsuru, fiildir.

Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için bir davranışın meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Bu davranış müspet (olumlu) ya da menfi (olumsuz) bir davranış olabilir.

 

Borçlar kanununa göre haksız fiillerden sorumlulukta dört unsur söz konusudur:

– Hukuka aykırı fiil

– Zarar

– Kusur

– İlliyet bağı

 

Zarara sebep olan kişi fiilinden dolayı kusurlu olmalı ve zararla zarara uğratan fiil arasında neden sonuç ilişkisi olarak da ifade edilebilecek bir illiyet bağı bulunmalıdır.

Davranış sonucunda bir zarar ortaya çıkmamışsa haksız fiil sorumluluğundan bahsedilemez.

Zarar, genel olarak, bir kişinin malvarlığında veya şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme olarak tanımlanabilir.

 

Zarar; maddi zarar ya da manevi zarar olmak üzere 2 farklı şekilde ortaya çıkabilir:

Bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen zarar maddi zarar olarak adlandırılır.

 

Malvarlığında meydana gelen eksilme ise iki şekilde olabilir.

Bu ya fiili zarar ya da yoksun kalınan kâr şeklinde olur.

Bir kimsenin şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen zarar manevi zarardır.

Kişinin şahıs varlığını oluşturan hukuki değerler ihlal edildiği takdirde ortaya çıkan zararlar manevi zararı oluşturur.

 

Manevi zarardan bahsedebilmek için, kişilik haklarının veya değerlerinin haksız saldırıya uğramış olması yeterli değildir.

Söz konusu bu objektif unsurun yanında bir de sübjektif unsurun da bulunması gerekir.

Eylem bir kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanıyorsa, özel hukuktan kaynaklanan bir hakkın kullanımı söz konusuysa, zarar görenin rızası varsa, bilimsel bir eleştiri yapılıyorsa, meşru müdafaa hakkı kullanılıyorsa, zorda kalma (ıztırar) hali ve kendi hakkını korumanın şartları varsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmediği için haksız fiilin varlığından da söz edilemez.

Yargıtay’a göre tüzel kişilerin de manevi zarara uğraması mümkündür.

Zira haksız fiil yüzünden onların da itibarlarının sarsılması mümkündür.

 

Haksız fiil sorumluluğundan söz edebilmek için ortaya çıkan zararın haksız fiili meydana getiren fiil neticesinde olması gerekmektedir.

Bir diğer ifade ile, davranış ile zarar arasında sebep – sonuç ilişkisi bulunmalıdır.

Bazı durumlarda davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesi mümkündür.

Bu durumlarda davranış gerçekleştiren kişiyi haksız fiilden sorumlu tutmak mümkün değildir.

Bu durumlar; Mücbir sebep, Zarar görenin kusuru, Üçüncü kişinin kusurudur.

Haksız fiilin unsurlarından bir tanesi de hukuka aykırılıktır.

Türk Borçlar Kanunu’nun.  49. maddesine göre “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” denilerek haksız fiilden dolayı sorumluluğun meydana gelebilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerektiği düzenlenmiştir.

Zarara sebebiyet veren davranışın hukuka aykırı olması için, somut olay bakımından hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.

Hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunduğu hallerde haksız fiilin varlığından söz edilemez.

Türk Borçlar Kanunu’nun.  72. maddesine göre Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın

ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Av.Özlem Ağca

agcahukuk@gmail.com

03122447535

Facebookta yorumla

Av. Özlem Ağca

Hukuk ofisimiz başkent Ankara ’nın yeni gözdesi Etimesgut İlçesinde olmakta ve yoğun iş ve ticaret merkezi olan Etimesgut İş Merkezi içersindedir . Hukuki sorunlarla başa çıkmanın, öncelikle sorunla karşılaşmadan, gereken tedbirlerin alınmasından geçtiğine inanıyoruz. Bu anlamda müvekkillerimize koruyucu hukuk danışmanlığı hizmeti vermekle birlikte karşılaştığımız her türlü hukuki problemin çözümünde de yapılabileceklerin en iyisini yapmanın gayreti içerisinde olacağız. Hukuk ofisimiz vekil-müvekkil ilişkilerini karşılıklı güven temelinde inşa eder. Şahsi ve ticari hayata ilişkin sırların gizliliği ve bu bilgilerin özenle saklanması için gereken tedbirlerin alınması ve takip ettiğimiz işlerin tüm aşamalarından müvekkilin bilgilendirilmesine önem veren şeffaf çalışma şekli en önemli ilkelerimizdendir.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu