AvrupaManşet

MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI IŞİD’LE PEKİŞTİRİLDİ

Merkezi Fransa’nın Strazburg kentinde bulunan, Avrupa’da İnsan Hakları ekseninde kariyer sahibi olan, özellikle Müslüman Toplulukların sorunları hakkında uzmanlıkları olan insanların bir araya gelerek oluşturdukları sivil toplum kurulusu olan EMISCO’nun koordinatörü Hümeyra Filiz, A.A muhabirine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Geçtiğimiz hafta yeni yönetimini belirleyen EMISCO üyelerinden muhasip ve koordinatörlük görevine getirilen Hümeyra Filiz” IŞİD mevzusu gündeme geldiğine beri Avrupa’da Müslümanlara karşı 11 Eylül sonrasına benzer bir hava oluşmaya başladı. Bu konuda herhangi bir istatisğiniz var mı? Örneğin IŞİD gündeme geldiğinden bu yana Müslümanlara yönelik suçların artışı, İslamofobik hareketlerde yükselme gibi bir gözlemeniz mevcut mu? Öncelikle vurgu yapmak istediğim, artık kurumsallaşmış ve büyük ölçüde normalleşmiş İslam karşıtlığı ve Müslüman Düşmanlığı Işıd algısı ve terörüyle pekiştirildi. Enformasyonun hızı maalesef bununla mücadeleyi de imkansız hale getiriyor. Bugün ideolojik ve çok taraflı saldırı var. Bu saldırıların en ilginç yönlerinden biri Gezi süreci, ifade özgürlüğü ve en son Kobani meselesi üzerinden Türkiye karşıtlığıyla kombine bir şekilde ortak bir akıl üzerinden yürütülüyor.

Müslüman karşıtı nefret suçlarının belirgin bir veri tabanı mevcut değil, birçok ülke’ de antisemitizm veya eşcinsellerin durumuyla ilgili istatistik Müslüman topluluklar konu olunca en iyi ihtimal olarak Irkçılık temelli nefret veya ayrımcılıkların içinde buharlaşıyor. Şu anda Hollanda’daki insanlarla yapılan bir röportaj ‘da Müslümanların 80%’i Işıdı destekliyor deniliyor. Bunlara karşı verecek proaktif mekanizmalar oluşmadan mesafe almamız zor. İşin doğrusu biz bir cevap verirken onlar beş cepheden yeni gedikler açıyorlar.

Avrupa’da yaşayan Müslümanların bu konuyla ilgili nasıl bir yol haritası izlemesi gerekiyor? Bir de yapılan araştırmalara göre, IŞİD gibi terör örgütlerine katılan yabancı savaşçıların büyük bir kısmı ateist ailelerden geliyorlar ve sonradan İslam’ı seçiyorlar. Yani duygusal ve ruhsal bir boşluk neticesinde böyle aşırıcı gruplara yöneldiği görülmekte. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Avrupa’daki Müslümanlar bugün toplumun 8% civarında, yani 40 milyona yakın bir kitle. Bunlar Avrupa’nın vatandaşları, yurttaşları ve aynı zamanda imajlarıdırlar. Bu topluluklarla ilgili en bariz eksiklik, siyasi, ekonomik, yani toplumsal bir çok sürecin dışında bırakılmalarıdır. Kapsama alanı dışında kalan topluluklarda aidiyet ve kimlik sorgulaması meydana gelir. Avrupalı Müslümanlar kendilerine bir duruş bulmak zorundalar. “Not in my Name” kampanyası aslında bir terör örgütüne ait olmadığını ispatlama kompleksi ve ezikliği de sayılabilirdi. Bir grup fanatik aşırı şiddet yanlısı teröristin yaptıklarından niçin tüm Müslümanlar hesap versin veya kendini ispat etsin ki.

Breivik saldırısında Hristiyanlardan böyle bir girişim oldu mu veya Hristiyanlar böyle bir kampanya yaptılar mı? Demek ki uyum süreçlerini başarmış bir toplum için bunlar gerekli olmamalı. Ancak Müslümanlarını nereye koyacağını bilmeyen Batı toplumları etik olmayan bazı tepkilere de kuruluşlarımızı zorluyor. Bahsi geçen kampanya da bu bağlamda olumlu neticeler verdi sonuç itibariyle ancak Müslümanlar yine bir güvenlik konusu olarak algılandı, bu nedenle radikalliği kınamanın özellikle Müslümanlardan beklenmesinin hatalı bir yaklaşım olduğunu herkes anlamalı. Burada eklemek istediğim diğer bir husus, eğer bu tür savunmalara ihtiyaç duyuyorsak bugün, bunun başlıca nedeni Müslüman Toplulukları temsil ettiklerini söyleyen kurumların ve STK’ların bugüne kadar görevlerini eksik yaptıklarındandır. Yıllardır Müslümanları içe kapatarak daha iyi kontrol edeceklerini düşünen kurumlar ve kuruluşları eleştirmek de Müslüman topluluklar çekingen davranmamalı, çünkü bu topluluğun Avrupa’ya vereceği birçok güzel değerden halen birçok Avrupalı haberdar değil.

IŞİD Terör örgütü senaryosu çok iyi yazılmış bir algı operasyonudur. Faturası da Müslüman topluluklara kesilmektedir. Örneğin Bugün “İslam Devletiyle Mücadele” kavramını bir isimlendirme sonucu herkes kullanıyor. Verilen mesaj çok boyutludur aslında. Bu bağlamda Genel Başkan Yardımcımız Bülent Şenay Hocamızın bir vurgusuna değinmek istiyorum,
Avrupa’nın yeni kültürel ISIS`I, Uluslararası Güçlü Cehalet Sendromu (International Strong Ignorance Syndrome) bu ortamın oluşmasını sağlıyor. Önyargılar ve bilgisizlik ortamı Medya ve karar alıcıların yönlendirmesiyle akıl tutulmasına neden oluyor adeta. Bu terör örgütlerine katılan gençlere gelince, yapmamız gereken ilk tespit bunların büyük çoğunluğunun Batı’nın ürünleri olduklarıdır. Buradan hareketle iyi niyetli davranırsak sosyo-ekonomik zorluklar, ayrımcılıklar ve dışlanmalar bu gençleri böyle serüvenlere sürüklüyor diyebiliriz. Ancak, ilginç olan bir durum da birçoğu İslam dinini farklı inançlardan sonra bir tercih sonucu seçmişler ve belki kendilerini bu şekilde ispat etmek istemektedirler, fakat birçok Cami, İslami merkez veya toplulukların yaşam alanlarında bu gençlerin izlerine rastlanmıyor.

Mademki bu kadar Müslümanlar, niçin Camilere gelmiyorlarmış diye kimse neden sormuyor. Diğer bir soru işareti ise bu kişilerin gerçekleştirdikleri terör eylemlerindeki barbarlık, canilik ve aynı zamanda soğukkanlılık ancak paralı lejyonerlerin işi olabilir. Aksi takdirde bu kadar profesyonelliğin kısa antrenmanlarla veya derin inanmışlıkla izah edilebileceğini düşünmek ancak Yeşilçam senaryolarında mümkündür. Sonuç itibariyle bu süreç kimlere hizmet ediyor ortada, bu profesyonellikle Müslüman topluluklar cevap veremedikçe, kendi kaderlerinin de belirleyicisi olamayacaklardır, nihayetinde de azınlık oldukları tüm coğrafyalarda bir tehdit unsuru olarak tanımlanacaklar ve can güvenlikleri de kalmayacaktır.

2010’da Lahey’de kurulmuş olan Toplumsal Uyum için Avrupalı Müslümanlar Girişimi – EMISCO, 14 Kasım 2014’te Paris UNESCO merkezinde toplanarak yeni yönetim kurulunu belirledi:

Dr. Doudou Diene (Senegal), Prof. Bülent Şenay, Büyükelçi Ömür Orhun (Türkiye), Bashy Quraishy (Danimarka), Hümeyra Filiz, Rokhaya Diallo, Veysel Filiz (Fransa), Dr Süleyman Baki (Makedonya), Dr Tarafa Baghajati (Avusturya), Pervin Hayrullah (Yunanistan), Prof. Aristotle Kallis, Rukhsana Yaqoob, Zaheer Ahmad (İngiltere), Ediba Rizvanbegovic (Bosna Hersek), Dr Sabine Schiffer (Almanya), Dr Michael Privot (Belçika).

HABERİ FACEBOOK'TA YORUMLA!

Etiketler
Daha Fazla Göster

Editör

Aktif.be Belçika'da elde ettiği kitle ile hatrı sayılır bir okur sayısına ulaşmış ve Belçika'da Türkçe yayıncılıkta lider konuma yükselmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün