-
Yazarlarımız

ÖLÜME MAHKUM OLAN KARDEŞLERİMİZ: ARAKAN MÜSLÜMANLARI…

Budist rahiplere öğretilen ahlaki ilkeler arasında en önde geleni öldürmeme ilkesidir. Bir araştırma sırasında buldum bu söylemi. Bu da nerden mi çıktı? Bize ne Budistlerden dediğinizi duyuyorum sanki…

Dinler arasında Budizm, şiddetten kaçınma konusunda merkezi bir yere sahiptir. Öyleyse neden Budist rahipler halkı Müslümanlara karşı kışkırtan konuşmalar yapıyor ve hatta binlerce kişinin öldürüldüğü olaylara şahsen katılıyor?

Bugün ölüme mahkûm edilmiş bir halkın hikâyesini araştırdım ve sizler için topladığım bilgileri birleştirip yazı haline getirmeye çalıştım…

Güneydoğu Asya’daki, eski adı Burma olan Myanmar’ın Arakan bölgesinde yaşayan ve sayıları 2 milyondan fazla Rohingya (Arakan) Müslümanları, senelerdir öz vatanlarında toplumsal ve siyasal baskı altında; 3 milyona yakın Arakanlı Müslüman ise değişik ülkelere göç etmek zorunda kalmış. Budist rejimin 1982 yılında değiştirdiği anayasayla birlikte bir gecede vatandaşlık statüleri ellerinden alındı ve yaşadıkları alanlarına Budistlerin yerleştirilmesine başlandı. Çeşitli baskılara maruz kalan Arakanlı Müslümanlar, seslerini dünyaya duyuramıyor. Son dönemdeyse Budist rejimin, Arakanlı Müslümanlara karşı yaptığı katliamlar artık kabul edilemez bir hal aldı.

Ölümden kaçıp Bangladeş’e sığınmak için yollara düştüler, ama Bangladeş de göç eden Arakanlı Müslümanları ülkesine almadı; böylece açlık ve sefaletle baş başa kaldılar. Birçok kişinin yeni haberdar olduğu Arakanlı Müslümanların yaşadıklarını öğrendikçe bu kadar da olmaz diyor insan…

İşkencelerden kaçan Arakanlı bir kardeşimiz gelişmeleri şöyle dile getirmiş:

 

Babam ciddi bir şekilde zulme maruz kaldı, hiçbir zaman kendi evimizde duramadık, sürekli Budistler tarafından işkenceye uğruyordu babam… Babamın hem hayati tehlikesi vardı hem de çocuklarını kurtarıp okutabileceğini düşündüğü için Bangladeş’e göç etmek zorunda kaldık. Sadece bizler değil, binlerce aile… Oradaki kamplarda da büyük zorluklar yaşandı. Daha sonra yakın bir köye yerleştik.

Eskiden de büyük bir zulüm yaşanıyordu, ama 1982 yılındaki anayasa değişikliği, Budistlere yerleşim yerlerini ele geçirme konusunda fırsat tanıdı. Arakan Müslümanlarının kaldığı bölgelere diğer yerlerden Budistler yerleştirilmeye başlandı. Bu Budistler daha sonra Müslümanlara karşı saldırılarda bulundu.

 

Bütün haklarımız elimizden alındı; Müslümanların elinden vatandaşlık hakları bile alındı. Sonra “Burada kalmaya hakkınız yok” denmeye başlandı. Myanmar hükümetinin asıl hedefi tamamen Budistlerin olduğu bir yönetim kurmak. “Burma’da sadece Budistler kalabilir, siz Bangladeşlilere benziyorsunuz. Bu yüzden bu ülkede kalma hakkınız yok, ya göç edin ya da yok edileceksiniz” diyorlardı. Bahaneleri de şuydu: “Siz buraya sonradan geldiniz, bu ülkenin vatandaşı da değilsiniz.” Halbuki 1000 yıldan beri o topraklarda Arakanlı Müslümanlar yaşıyor. Arakan krallığını kurmuş bir halkız, tarihimiz ortada.

Müslümanların ev yapmaları yasak, ev yapabilmek için devlet tarafından izin almak gerekiyor; o izin de verilmiyor. Betondan ev yapılması da yasak olduğundan baraka şeklinde evler yapıyorlar. Eğer evde bir şekilde yangın çıkarsa, devletin malı olarak sayılıp Arakan Müslümanları devlete para ödemek zorunda kalıyor; ödeyemezseniz işkence yapıp altı yıl hapis cezası veriyorlar. Ayrıca dünya ile iletişimimizi engellemek için internet, sabit telefon ve cep telefonu kullanmak yasak. Bununla birlikte Müslüman bölgelere elektrik verilmiyor; her yer karanlık. Köyler dışındaki merkezi bölgelere dört saat elektrik veriliyor, ama Müslüman halk da korkudan şehirlere gitmeye cesaret edemiyor zaten…

 

EĞİTİM İÇİN DİN DEĞİŞTİRME ŞARTI VAR! Arakanlı bir Müslüman ilköğretime kadar okuyabilir; ancak ilköğretimden sonra Müslüman olarak eğitime devam edemez. Eğitim için dinini değiştirmek zorundadır. Mesela arkadaşlarım ve kuzenim Müslümanlığını gizleyerek, Müslüman adını değiştirip Budist adı alarak, bir Budist gibi yaşayıp üniversite eğitimine devam edebildiler; Budist ismiyle Budistler gibi hareket ettiler. İslami açıdan hiçbir ibadeti yapamıyorlar; namaz kılamıyorlar, kurban kesemiyorlar. Eğitim yasağıyla Müslümanların eğitim seviyelerini düşük tutmaya çalışıyor hükümet. Yeni okullar da açtırmıyorlar.

 

Arakan Müslümanları evlenmek isterlerse hükümete yüklü bir miktar para ödemeleri gerekiyor. Orada durum çok kötü… Para vermeden evlenenler olursa ya tutuklanıyor ya da işkenceye tabii tutuluyor. Birde şöyle bir şey var: Bir Müslüman’ın defin işlemi için de hükümet, yüklü bir miktar para istiyor. İslami bir toplu mezar oluşmasın diye 10-15 kişilik mezarlara izin veriyorlar; büyük toplu mezarlar yok, mezar başlarına da taş koymuyorlar.

 

Herhangi bir hastalık olduğunda, hastanelere girme iznimiz yok. Bunun için küçük sağlık ocakları var, ama hiçbir işlevi yok. İki buçuk milyon Arakanlı Müslüman ölüme mahkum ediliyor.

Mescitler ve camiler asla betondan yapılamaz; ahşap ya da bambu ağaçlardan camiler yapılmış olacak. Askerler mescit ve camilerde bir değişiklik olup olmadığını tespit etmek için fotoğrafını çekip hükümete gönderiyor. Harabe haldeki bu camileri tamir bile edemiyorlar. Minare yapmak yasak, camilerde ezan okuyamazsınız, dışarı ezan sesi verilmesi de yasak. Artık kimse ezan okumaya cesaret edemiyor zaten. Bir de ilk tutuklanan kişiler imamlar ve öğretmenler oluyor. Bahaneleri de, “Bunlar kışkırtıcı kişilerdir” deniliyor. Onları tutukluyorlar ve ciddi bir işkenceye tabii tutuyorlar. Son dönemde camilerin tümünün kapatılacağı söyleniyor.

 

Bir de askerler bütün evlerdeki genç erkekleri götürüyor.

Zira askerler kamp yapacaklarında, o kampı yapmak için çalışan lazım; Arakanlı Müslüman gençleri alıp işçilik yaptırıyorlar. Askerler de başlarında duruyor. Hiçbir şekilde para verilmiyor, bedava çalıştırılıyorlar; resmen kölelik var. Ücret yok! Bu da aileler için başka bir korku. Benim ağabeylerim de geçmişte böyle çalıştırılmışlar. Ayrıca Arakanlı bir Müslüman kendi bölgesi dışına çıkamaz…

 

Arakanlı kardeşimizin anlattıkları sadece bunlar değil. Yazıyı kısa tutmak için önemli noktaları aldım. Bu bilgileri de bir videodan izledim. Fakat bugün o videoyu izlediğim yerde bulamadım… Belli ki sansür edilmiş. Dünya duymasın, öğrenmesin diye… Ayrıca ismini öğrenemediğim ve yüzü buzlu olan bu kardeşimiz, ağlayarak çok acı bir şiddet uygulamasını daha anlatıyordu. Bir kadın olarak bunu dile getirmek çok zor olsa da, öğrenmemiz için bu şart. Budist erkekler; kadınlara toplu halde (çocuk yaşta olan kızları dahi) tecavüz ediyorlar. Üstelik eşleri ve aileleri önünde! Bunları yaşamak, görmek, tanık olmak nasıl dayanılabilir bir durumdur? Çok acı değil mi? Allah’ım Sen onlara yardım Et…

 

Yazımın sonuna gelirken, Arakanlı kardeşlerimize yardımda bulunmak isterseniz sizinle bir hesap numarası paylaşmak istiyorum. Bu hesapta toplanacak olan para, bizzat Plate Forme Humanitaire tarafından Arakanlı kardeşlerimize yardımda bulunulacaktır. Geçtiğimiz pazar günü de Liège şehrimizde onların yararına bir kahvaltı düzenlendi ve bana da katılmak nasip oldu. Programda, geçen sene oraya gitmiş bir kardeşimiz söz aldı. Gördüklerini anlattığında ise, göz yaşlarına hakim olamadı. Ve bizler de Müslüman olarak; sessiz kaldığımız için, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diye düşünürken, kendimizden utandık…

Unutmayalım, veren el alan elden üstündür.

 

BE72 3631 4064 7616 – BBRUBEBB GSM : 032 485 24 40 04 E-mail : plateformehpl@gmail.com Communication : Arakan projet 2014

 

Saygılarımla, Arife Beyhan

16 Aralık 2014 – CHERATTE

 

Facebookta yorumla

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu