-
Yazarlarımız

SARI PAŞA’M – Arife Beyhan yazıyor

Sarı Paşa’m, Kemal’im,

Geçen sene bir yarışmaya katılmak üzere ablana bir mektup yazdığımda: “bana neden yazmadın, ben senin çocuğun değil miyim? Ben de istiyorum” demiştin. Hatırlıyor musun?

Oy benim bebeğim, ablasını da kıskanırmış. Yarışmanın konusu “Anneden kızına mektupdu” oğlum.

Yavrum, sana mektup değil, roman yazsam sayfalar yetmez seni anlatmam için, annem…

 

Bugün 19 Şubat 2015, sen 7 yaşındasın benim küçük erkeğimsin, ben ise 36 yaşındayım…

 

Bir Cuma günü, mübarek bir gün: 8 Kasım 2007, saat 15.05…

Üç kişilik çekirdek ailemize, minik bir prens merhaba dedi. Sevincimizi ikiye katladı.

 

Seni ablan gibi 9 ay taşıyamadım, çok aceleci olmalısın ki 8 ay zor sabrettin. Tatlı yaramazlıklarının ilk belirtisiydi bu erken geliş.

 

Doğduğunda seni uzun süre kucağıma alamadım, nefes alıp-verme zorluğu çekiyordun. Seni derhal acil bölüme götürmüşlerdi, o an hissettiklerimi sana nasıl anlatsam? Sevinç, mutluluk, endişe ve korkuyu bir anda yaşıyordum. Yıllardır beklediğim varlık, ellerimden alınıp bana ait olmayan bir yere götürülüyordu…

 

Babasının-annesin paşası, ablasının biricik kardeşi…

 

Hayat o kadar çabuk geçiyor ki. O ilk adım attığın an, “anne” dediğin o günü ve bütün özel anların dün gibi aklımda. Mutlu olduğun anlar ben de mutlu oldum, üzüldüğünde ben de üzüldüm, ağladığında gizli gizli ben de ağladım… Evlatlar, annelerin bir parçasıdır. Sen ve ablan da benim birer parçamsınız, vazgeçemeyeceğim parçalarım, hayatta olan tek mirasımsınız.

 

Annem, yavrum, ablana verdiğim gibi sana da nasihatlerim olacak.

Bir gün gelecek, sen de yetişkin bir birey, bir baba olacaksın. Seni o halde görmeyi o kadar çok istiyorum ki, anlatamam.

Eğer olur ya, o günler yanında olamazsam, seni ne kadar çok sevdiğimi unutma ve Allah’ın varlığını daima hissedip, bana her akşam Dua okumayı ihmal etme…

 

Bak oğlum, bu vereceğim nasihatleri kulağına küpe edersen, bu dünyada olduğu gibi Ahirette de mutlu olursun:

 

– Herkesi kendin gibi bilme. Güveneceğin insanlara dikkat et.

 

– Kendine “Eş” diye seçeceğin kızı çok büyük bir titizlikle seç. Dış güzelliğine aldanıp, iç güzelliğini unutma. Materyalist bir ruha sahip olan bir eş, seni asla mutlu etmez.

Kanaatkâr, mütevazı, hoş görülü bir kadın seni daima mutlu eder.

 

– Kadınına değer ver: bana ve ablama verdiğinden. Onu hiç bir zaman aşağlama! Kadının, erkeğe bir emanet olduğunu ve Cennet’in bütün annelerin ayağı altında olduğunu unutma. Kadın dinimizde çok değerlidir.

Emek verip, yemek yapıyorsa: beğenmiyorsan bile “eline sağlık” demeyi asla unutma.

Ona emirler verip, kendi fikirlerini empoze etme! Eşin olması, seninle sürekli aynı fikirde olması anlamına gelmez.

Arada sürprizler yapıp, maliyeti az ama anlamı büyük hediyeler almayı ihmal etme. Bu sevginizi pekleştirecektir.

Ve onu kimse ile kıyaslama, hele hele ablan ve benle asla. Bu durumda bizden nefret edebilir.

Onun ve bizlerin yerinin ayrı olduğunu unutma.

 

Benim sana verdiğim nasihatleri ona aktarma ve onun bana karşı kullanacağı kelimeleri de bana aktarma. Ikimizi de idare etmek senin elinde.

Benim için onu, onun için de beni ihmal etme. Annenin yeri ayrı, eşin yeri ayrıdır.

 

– Evine getireceğin her lokma, alnının teri ile kazandığın olsun. Az olsun ama helâlinden olsun. Bu hayat gelip geçici, dünya malı dünyada kalır.

 

– Gelelim baba olacağın o güne. Ah yavrum, inşallah tadarsın o mutlu anı…

Evlatlarına güzel örnek ol. Onlara nasihatler verdiğinde, bağırarak değil: sakin ve emin bir ses tonu ile seslen.

 

-Evinin, ailenin huzuru için de sadece kendi istek ve arzularını ön plana çıkartma. Evde herkesin söz hakkı olsun.

 

– Namazlarını da sakın aksatma. Erkek nasıl evin direği ise, Namaz da dinin direği ve evin bereketidir.

 

– Eşinin ailesine karşı da bize yakışır bir şekilde davran. Annesini annen, babasını da baban bil. Sakın ama sakın, ailesini eşine kötüleme aksi takdirde seninle, onlarla ilgili hiç bir şey paylaşmaz. Kadınlar asla unutmaz oğlum, dikkatli ol.

 

– Hem Belçikalı hem de Türk olmanın zorluklarını biliyorsun.

Sana son nasihatim: evlatlarına dinlerini, dillerini ve kültürlerini iyi öğret. Kendilerini her iki ülkede de özgür ve oraya sahip olduklarını bilsinler. Ezik olmasınlar, kendilerine güvensinler.

 

Kemal-Cem’im, yazmak istediklerim aslında daha çok ama…

Elini kalbime koy ve beni oku oğlum…

 

Bu nasihatlerimi unutma, olur mu?

Uygulamaya çalış.

 

 

Îyi bir genç, güzel huylu bir eş, yumuşak kalpli ama gerektiğinde sert bir baba olmanı diliyorum. Bu konuda ablana nasıl güveniyorsam, sana da güvenim sonsuz.

 

Seni seven ve eğer istemeden üzdüyse, özür dileyen,

Annen,

 

Arife BEYHAN

 

Facebookta yorumla

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu