-
Yazarlarımız

TÜRKÇEMİZ NE DURUMDA? KARAR SİZİN!

Aktif.be okuyucuları, Kasım 2013’den bu yana, ayda bir kere yazdığım makaleleri yakından takip ettiğiniz için ve bana deştiğinizi esirgemediğiniz için, siz değerli ve kıymetli dostlara selamlar olsun. Nisan ayı için seçtiğim konu gelecek nesilleri yakından ilgilendiren bir konu olacağını düşünüyorum.

Nisan ayı deyince, şüphesiz insanın aklına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı geliyor. Bildiğiniz gibi bu bayram uluslararası arenada dünya çocuk bayramı olarak yerini almıştır, ayni zamanda Milli Bayramlarımızdan bir tanesidir..

« Bugünün çocukları yarının büyükleridir » M.K. Atatürk

Çocukluğumdan bu yana, her çocuk gibi, özellikle ilkokul dönemlerimde, 5 yıl boyunca hafta ’da iki saat Türkçe ve Türk Kültür derslerine katılma fırsatı buldum. Ortaokul/Lise dönemlerimde Türkiye’de kanunlar değişmiş 5+3 sistemine geçmiş (toplam 8 yıl eğitim olmuş). Türkiye’deki bu kanun değişikliği Belçika da ’da Türkçe derslerinde ’de yerini bulmuştur. Keşke benim çocukluk dönemimde ’de 8 yıl Türkçe eğitim alsaydım. Türkçem daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Dernek yöneticiliği yaptığım dönemlerde, Öğretmenlerimiz, eş, dost ve arkadaşların sayesinde Türkçemi, ama iyi ama kötü ilerletmeye çalıştım ve şuan hala geliştirmeye çalışıyorum, anadilimiz hem zor hem ’de güzel bir dil.

Yıllardan beri TC Dışişleri Bakanlığı tarafından ve Eğitim Müşavirliği aracılıyla görevlendirilen Öğretmenlerimiz her beş yılda bir görev için Avrupa’ya gelip gidiyorlar, hepsi tek tek gözümün önünden gelip geçiyor, hepsine şükranlarımı sunuyorum. Bu yapılan çalışma başka toplumlarda olmayan çalışmalardır. Belçikalı Türklerin faydalandığı önemli bir faaliyettir Türkçe ve Türk Kültür Dersleri.

 

Ne yazık ki su son dönemlerde, Türkçe derslerine fazla önem verilmediğini, ilginin azaldığını fark ediyorum, çocuklarını derslere göndermeyen aileler var, çocuğun kafası karışır diyenler var, haklı olabilirler aslında. Bir yandan Belçika Okulu, diğer taraftan Türk okulu + Din dersleri. Bu üç dersi ayni anda götürebilmek, bir çocuk için ağır gelebilir gerçekten.

Ama şu bir gerçek, en azından çocuklarımızın temeli sağlam olabilir. Sadece çanak antendeki, Türk dizilerindeki ve evdeki konuşulan Türkçe yetiyorsa o zaman Eğitim Müşavirliği’nin öğretmen göndermesine hiç gerek kalmıyor demektir. Karar sizin!

 

Herkes özgürdür çocuğunu Türkçe derslerine gönderip göndermemeye, yalnız yeni neslin ve gelecek nesillerin Türkçesi ne durumda? Ve ne durumda olacak? Cevap: yarım Türkçe ya da tamamen kaybolmuş bir Türkçe. Fransızcası ne durumda? Cevap: yarım Fransızca ya da sadece Fransızca. Karar sizin!

 

İtalyan’lar Belçika’ya bizden (Türklerden) önce gelen bir toplum ve şuan İtalyancayı hiç konuşmayı bilmeyen ya da iki-üç kelime anca bilen çok arkadaşlarım var. İtalyan arkadaşımın bir tanesi bana bir gün şöyle demişti, keşke toplumsal yaşamaya devam etseydik, bireysellik bizi bitirdi, herkes kayboldu gitti, kardeşlerimi bile göremiyorum, herkes kendini düşünüyor, egoist bir toplum olduk ve en sonunda en çok değer verdiğim İtalyan dilimi ve kültürümü bile unuttum, İtalya’ya bile 10 yılda gidiyorum, anavatanım İtalya bile yabancı gelmeye başladı.

Günün birinde, Öğretmenimizden önemli sözler duymuştum: bir dil = bir insan demek, iki dil = iki insan demek. Türkçe derslerinin önemini bu şekil anlatmıştı. Gerçekten çok isabetli ve doğru bir söz, önemli olan her iki dili iyi konuşabilmemiz.

 

Bir diğer konu, gençlerimiz zaten iki kültür arasında büyümenin zorluklarını ve zenginliklerini yaşarken, bazı arkadaşlarımızın (büyüklerimizin) gençlerimize sordukları sorular hem ilginç, hem soru ’ya benzemiyor, hem de akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

 

Soru: Türk ‘müsün? Müslüman ‘misin? hoppppallllaaaa buda sorumu arkadaşlar!

Biri bir Milet’e bağlığını gösterir, diğeri ’de hangi Dine mensup olduğunu.

Et kemik ’ten ayrılır mı?

Diyelim sadece Türk’sün ya da sadece Müslümansın, tek ayakla yürümek mümkün mü?

Evet, mümkün, sekerek yürürsünüz sadece.

Din seçimTürklük kaderdir” (Atasözü) Ahmet Yesevi

 

Milli ve Dini değerleri sürekli karıştıran bir toplum haline geldik, mantıklı sorular sormuyoruz, asıl sorulması gereken sorular bunlar olması lazım:

Milli bakımdan sorulacak olursa, Türkümsün? Fransız mısın (ya da başka bir Millet) ?

Dini bakımdan sorulacak olunursa,  Müslüman mısın? Yoksa Yahudi’mi (ya da başka bir Din) ?

 

Zamanında bu sorular bana da çok soruldu, Türkümsün yoksa Müslüman ‘mı? hangisi önce geliyor diye soruldu, bunun öncesi ve sonrası mı çıktı şimdi, cevabım hiç ama hiç değişmedi, cevabım yine aynı:

Ben önce İNSANIM! Türklük ve Müslümanlık ise, beni ben yapan Milli ve Dini değerlerim.

 

Gelecek nesillerin kimlik sorunları yaşayacaklarından hiç ama hiç kuşkum kalmadı, buda acı gerçeğimiz, tıpkı bizim (benim) nesildekiler gibi, iki ayrı dünya arasında yaşamanın güzelliklerini ve zorluklarını en çok ’ta benim gibileri bilirler. Kendilerine yeni kimlikler arayan bir nesil bekliyor bizleri dostlar, eğitime önem vermeye çalışalım.

 

Her beş yılda bir Belçika’ya görevlendirilen öğretmenlerimiz, topluma ve sosyete ’ye uyum sağlayasıya, görev süreleri bitiyor, sonra tekrar başka bir öğretmenimiz tayin ediliyor, oda tekrar çalışmalara baştan başlaması gerekiyor « sıfırdan başlamak gibi ».

Gelin bizde, -1 (eksi 1)’den başlayalım, ortak çalışmalar yapalım, ortak çalışma deyince, Belçika ve Türk makamlarının ortak bir çalışmasından kastediyorum. Belçika’da doğup büyüyen, Belçika’nın sosyal, ekonomik ve politik çevresini iyi bilen ve yüksekokulu bitiren çok gençlerimiz var, işsizlikten iş bulamıyorlar, aslında o gençlerimizi ya Türkiye’de staj yapıp (Türkçe pedagoji, tarih, coğrafya dersleri görmelerini sağlayalım), ya da buraya görevlendirilen öğretmenlerle ortak çalışmalar yapabilsinler. Öğretmenlerimiz o gençlerimizi geleceğin öğretmenleri olarak yetiştirsinler.

 

Biliyorsunuz yarının garantisi yok, çocuklarını Türkçe derslerine göndermeyen çok aileler var, katılım azalırsa, eğitim müşavirliği öğretmenler göndermeme kararı alırsa

« Türkçemiz ne durumda olacak ? »  Karar Sizin!

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramını şimdiden kutluyor,

Hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

 

Rahmi Gürsever
Namur
15.04.2014

Facebookta yorumla

Rahmi Gürsever

rahmi_gursever@hotmail.berahmi_gursever@hotmail.be

Bir Yorum

  1. Rahmi bey, kutluyorum sizi. Çok önemli bir konuyu kaleme almışsınız.
    Yazdığınız gibi, çocuklarımız Türkçeyi unutmak üzereler ve ne dizilerden ne de çızgı filimlerden bir dil öğrenilmez.
    Benim de lise öğretmenim aynen şunu demişti: “Siz Türkler, burdan bir kaç sene sonra, İtalyanlar gibi olacaksınız. Sizi yolda gördüğümüzde, Türk olduğunuzu bile bilemeyeceğiz”. O günlere geldik maalesef ve bunun farkında olan çok az insan var. Bir nesil ve ardından gelecek nesil kayboluyor ve bizler de uyumaya devam ediyoruz… Saygılarımla…

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu