-
Yazarlarımız

VATAN İÇİN NÖBET TUTMAK?

Belçika’da doğarsın; göç eden kuşlar gibi Belçika’dan Türkiye’ye göç edersin. Toprağın birinde yabancısındır, diğerinde ise alamancısındır.

Zordur iki ülke arasında bir top misali gelip gitmek. Belki de bir dönem nereye ait olduğunu bilmemek…

İki dil arasında yüzmek. Derin suların içine dalıp, yeleksiz su üstünde kalmayı becerebilmek…

Çocukken; okulda dışlanmak, “Sen yabancısın seninle oynamayız.” sözcüklerine maruz kalmak…

Terör olayları olduğunda, sırf başörtülü olduğun için ,sokaklarda sana nefret dolu bakışların hedefi olmak…

İş başvurusunda bulunduğunda, ismin onlar için yabancı kökenli olduğundan, kalifiye eleman hesabına alınmamak…

Aslında yazacak ve anlatılacak çok şey var… Sizler beni çok iyi anlıyorsunuz, yaşadığınız yerde yabancı kökenli olmanın zorluğunu sizler benden çok iyi biliyorsunuz…

Her Belçikalı Türk gibi bu sene ben de ailem ile Türkiye’mize izin için geldim. Türkiye’ye girdiğimiz gün ise, İstanbul’da darbe girişimi ile karşı karşıya kaldık. Her Türk gibi, endişe duyduk ve vatanımız için tüm gece dua edip İstanbul Atatürk Havaalanı’na doğru gidip, Başkomutanımızın çağrısına uyduk.

Karamanlı olduğumuz için, darbenin veya hainliğin ikinci günü memleketimize geldik. Bir saat dinlendikten sonra, bizler de Karaman’da bulunan Aktekke meydanına gidip, milli irade nöbetini tuttuk. Bugüne kadar hiç aksatmadan Çanakkale’de olduğu gibi İman dolu göğsümüzle dimdik ayakta durarak meydana geldik ve sonuna kadar da milli irade nöbetini tutmaya devam edeceğiz.

Sabahlara kadar, geldiğimiz neredeyse bu bir aylık tatilde nöbet tutmak şart mı veya bu nöbetten bir beklentimiz var mı? Hiç sorgulamadık.

Biz de deniz kıyısına gitsek, nöbet resimleri paylaşmaktansa sahil kenarında veya gittiğimiz belki de lüks oteli herkese bildirsek?..

Evet bir beklentimiz var: Demokrasiye sahip çıkmak… Halk tarafından seçilmiş bir Reis-İ Cumhur’a, bir hükümete sahip çıkmak… “Biz kefenimizi, giyerek çıktık” diyenleri yalnız bırakmamak, “bizleri ezansız bırakma Allah’ım” sözünü özgürce haykırabilmek… Yani kısacası Vatana sahip çıkmak.

Beklentiler ve menfaatler ancak bunlar olabilir. Sizlere oradaki dayanışmayı anlatmam inanın çok uzun sürer, sayfalarca yazı gerekir.

80 yaşında dualı teyzeler, daha yeni kundakta bebekler, hasta olmasına rağmen yüreği ateşli amcalar, evliliğe yeni adım atmış gelin ve damatlar, sabah erken kalkıp 12 saat çalışan işçiler, memurlar, oyun parklarında oynaması gereken çocuklar daha nice Mücahit kahramanlar ilk günden bu yana nöbet tutmaktalar…

Hani bazen Türkiye’de insanlar çok gözü kara deriz ya… iyi ki de öyle yurdum insanı… Yoksa o tankların önünü kim keserdi? Eline tomağı alıp hangi teyze yola düşerdi? Helikopterler uçmasın diye, hangi çiftçi tarlasını yakardı? Ben bu vatan sevdalıları ile aynı kimliği taşıdığım için çok gururluyum. İyi ki varlar, iyiki bazı ırktan olanlar gibi korkak ve bencil değiller.

Bu dayanışmayı Avrupa’da görebilir miydik ? Bu bağlılığı, bu fedakarlığı, bu vatan sevgisini?..

Bu yılki tatilimizin, bizim için yaşayacağımız sürece en anlamlı tatil olduğunu düşünüyorum. Böyle bir milletle, İman dolu mücahitlerle beraber olduğum için de gurur duyuyorum.

Ne Mutlu Türk’üm diyene

Saygılarımla,

Arife BEYHAN 2 ağustos 2016

Facebookta yorumla

Arife BEYHAN

1979 yılında Liège'de doğdu ve 5 kız çocuklu Karamanlı bir ailenin 3’üncü kızıdır. Evli ve iki çocuk annesidir. Fransızca, İngilizce ve flamanca bilmektedir ve bir mağazada satış müdürüdür.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu