-
Yazarlarımız

YAŞAMAK MI YAŞATMAK MI

Değerli okur arkadaşlarım bu hafta sizinle buluşmanın heyecanı içindeyim. Bu yazımda sizinle sanki yüz yüze konuşur gibi yazmak istiyorum.

Güncel olarak hepimiz sosyal medya olsun televizyon olsun bize sunulan ve bize dayatılan görüntülere konulara olaylara istemeden şahit oluyoruz. Hepimizin düşünceleri farklı. Nasıl ki bir anne birden fazla çocuk doğurur ama karakterleri hep farklıdır. Biz insanlarda ülkeler gibiyiz.

Her zaman çıkarlar gözetilerek yapılan politikaların kurbanları olan bir suru masum insanlar var. Örnek verirsek kendimizden hangi ülke veya topluluk olursa olsun orta direk olarak anımsadığımız toplumun nasıl yiyeceğini nasıl gezeceğini hangi şartlarda yaşayacağını hatta ve hatta hangi evde oturacağına yaşadığı yerde kendisine bir şans verilmesi gibi. Şöyle bir düşünürsek birileri bizi hem içten hem dıştan hayatımıza müdahale ediliyor.

Karşı koyma şansımız yok çünkü çıkarılan yasalar kanunlara karşı toplu ne tepki ne etkimiz var bir köşede kaderimizin yazılanı yaşayıp ölmek. Ölmek demişken çok etkilendiğim bir an vardı sizinle paylaşmak istedim. Elinde bir tam otomatik bir silah ve yerde ellerini kaldırmış bir insan.

Simdi size bir soru soracağım ne anlatmak istediğimi derin duygularla yaşayacaksınız. Elinde silah olan mı olmak isterdiniz, yoksa ellerini kaldırmış ölüm burnunun ucunda olan birimi olmak isterdiniz. Hangisi daha masum. Ülkesi şehri mahallesi evi elinden alınan birilerini görüyoruz. Bunlar durduk yere olmuyor.

 

Birçok insan bazıları buna mülteci diyor ben demiyorum insanız insan gibi olmalıyız sonuçta hepimiz Allah’a inanan insanlarız. Allah bu dünyayı ve de içindeki her turlu canlıyı insanlığın emrine sundu dünya bizim sizin değil
bütün yaşayan canlıların. Yaşam hakkı kutsalsa yaşadığın yerde sahip olduğun değerlerde kutsaldır.

 

Hiç kimsenin bir birine tahammülü kalmamış insanlar açlığa susuzluğa ikincil olmaya sefalete sürükleniyorlar. Bunlara karşı duyarlı toplumlar yaratırsak iste insan olduğumuzu hatırlarız. Komsusu açken tok yatan bizden değildir diyen bir peygamberin sav ümmetiyiz. İnanç tevekkül çok önemli.
ilk yasam hayat mücadelesi kendi kabuğumuzu kırarak işe başlamalıyız. İste o zaman yaşam başlıyor. Bir şeylerde başarılı olmak istiyorsak inançlı olmalıyız bunu şöyle anlatmak isterim. Musa peygamber Allah ile görüşmeye dağa doğru çıkarken kendisini bir sarhoş durdurur ve derki nereye ey Musa o da Allah’la görüşeceğim der sarhoş derki sor bakalım cennete mi cehenneme mi gireceğim olur der devam eder az ilerde namaz kılan elinde tespih başında takke sakallı bir adama denk gelir adam sorar Musa nereye sarhoşa verdiği cevabi tekrarlar, sakallı amca derki ben 5 vakit namaz niyaz hepsini yapıyorum beni bir sorsana cennete mi cehenneme mi gideceğim der olur der gider.

Aradan bir kaç gün geçer Musa aşağıya doğru iner sakallı amca sorar sordun mu Musa? Evet der: ne dedi?

 

Şu an iğne deliğinden deveyi geçiriyor der suratı askın bir şekilde deve iğne deliğinden geçer mi der söylene söylene gider ve yolun sonunda sarhoşa denk gelir ve cevap ayni iğne deliğinden deve geçiriyorum der. Sarhoş birden gözlerini açarak “O ÖYLE BİR ALLAHDIRKI BIRAK DEVEYİ DÜNYAYI GEÇİRİR DER” Git yoluna der.

Buradan şunu ifade etmek istiyorum her şeyden önce tevekkülle her olaya yaklaşırsak her zaman kazanan taraf inanç olaraktır. İnancımızın bizlere verdiği güven hazzı ile huzurlu günler dilerim
ERCAN ERTÜRK

Facebookta yorumla

Ercan Ertürk

Ercan Ertürk, 11-16-2015 tarihinde, Aktif Haber Belçika'ya yazar olarak başlamıştır.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu